İncil’in1, kör vicdanın, merhametin, “köle ahlakının” ve adil dünya yanılgısının panzehiri François Marie Arouet yani bizim bildiğimiz adı ile Voltaire… İçinde bulunduğumuz kültürün oluşumu, insanların birbirlerine kenetlenmesini gerektirecek acılarla dolu bir tarihe dayandığından ötürü, insanlara empoze edilmekte olan değerler de buna göre seçiliyor. Yardımseverlik, iyilik (ki bu kavramın mutlak ve nesnel bir nitelik olduğu yanılsaması hala hüküm sürmektedir.) ve dahası iyilik edenin iyilik bulacağı gibi temelsiz fikirler, vicdanını köreltmeyi başarmış yahut dış etkenlerden ötürü vicdanı körelmiş “ben-cil” insanları “iyi” tarafa çekmek için kullanılıyor.

Elbette tarihte ve tarihimizde bu tutumların işlevsel olduğu noktalar da var. Fakat yaygın olarak işlevsel olmaktan çok uzaklar. İnsanlar genelde basit düşünce süreçlerinden öteye gidemediklerin birkaç örneklendirme, onları sadık bir inanan kılmaya yetiyor. Bu noktada ise Voltaire yükseliyor. Zira mesele örnek bulmak, bir fikri argümanlarla temellendirmek ise insanların birbirlerini beslemekten çok birbirlerinin besinlerini ya da direkt birbirlerini tüketmek üzerine eylemde bulunduklarını temellendirmek pek de zor değil.

  İyilik, kendimiz dışındaki birinin çıkarına uygun eylem olarak tanımlandığında; bunun daha sonra bize fayda sağlayacağını düşünmek mantık dışı oluyor genellikle. İnsanlar hayatın içinde bulunmak, bir şeyleri değiştirmek, dahası “düzeltmek” istiyorlar. Sorun ise bu istencin benliği olumlayarak oluşturduğu tatmin yerine, saf “iyilik” sevdasından kaynaklanıyor gibi görünmesi. Zira az önceki, genel tarafından onay görecek iyi tanımı ile bu, bireysel tatmine dayalı müdahale sevdası olarak yapılan tanım çelişiyor. Voltaire’in gözler önüne sürdüğü temel durum da bu.

*Spoiler ( Ki sevgili okur; metin hayata dair örnekler üzerinden gideceğinden, olay örgüsündeki kesitlerin sunumunun, metnin tamamı bir fikir yapısını temellendirdiğinden ötürü okuma keyfini olumsuz yönde etkilemeyeceği kanaatindeyim.)

Kitabın bir bölümünde ana karakterimiz olan Zadig’in yoluna dayak yiyen bir kadın ve onu döven sevgilisi çıkıyor. Zadig ise kendini korumaktan aciz bir canlının korunması gerektiği düşüncesi(adil dünya tasarısı) ve vicdanı ile hareket ederek, kadının yardım çığlığı üzerine araya giriyor, daha sonrasında adamın kendisine kılıçla olan saldırısından korunurken adamı öldürüyor. Daha sonrasında ise şu şekilde;

*Spoiler sonu

Genel olarak bir izlenim oluşturmaya yetecek kadar eserden ve hakim olan fikir yapısı ile bu fikir yapısının sunumundan bahsettim sanıyorum. Kendini “aşacağı” bir yolculuğa başlamaya hazır olan ya da olmayan herkese tavsiye edilir…

1- “There’s a Bible on that shelf there. But I keep it next to Voltaire – poison and antidote.” Bertrand RussellKenneth Harris Talking To: Bertrand Russell (1971)

Beğenip beğenmediğiniz konusunda hiçbir fikrimiz yok...

O yüzden bu yazıya geri bildirim verebilir misiniz?

Ortalama oy: 0 / 5. Oy sayısı: 0

İlk defa oylanacağım...

Beğendiğinize sevindik...

Peki sizinle sosyal medyada da buluşmak istesek...

Tüh...

Beğenmeme nedeniniz öğrenebilir miyiz?

Dökün içinizi gitsin...