“Damarlarımda kan değil, isyan akıyor.”

Tülay German
https://miro.medium.com/max/759/1*r3jsPrT2lRh8704yqlRgqQ.jpeg

“Damarlarımda kan değil, isyan akıyor.” diyen 27 Ocak 1935 İstanbul doğumlu sanatçı, yazar. Tanışmak istediğim ender nadir insanlardan birisidir. Kendisiyle uzun zamandır tanışıklığımız var. Tanışıklığımız var dediysem şarkılarını biliyorum. Nerede nasıl tanıştığımızı hatırlamıyorum ama olsun.

Bu arada sanatçımız Fransa da halk daha kolay telaffuz edebilsin diye Toulaï olarak da biliniyor.

Çok fazla bilinmese de çoğu kişi onu ‘burçak tarlası’ ile tanıdı. Fakat Tülay German bundan fazlası.

4 yaşından itibaren şarkı söyleyen sanatçımız, şarkı söylemeye başladığı aynı dönemde Ankara Radyosunda, Ayşe Abla’nın Cumartesi akşamları çocuklar için yaptığı programlarda Schubert’in “Serenad”ını ve “Ihlamur Ağacı”nı söylemiştir.

Söylediği ilk parça Yesari Asım’ın “Gurbet elde kimsesizim, buna sebep yar oldu” şarkısı olmuştur.

Tülay German kendince şarkı söylemeyi çok güzel ifade etmiştir: “ Sevincimi, kederimi, öfkemi, sevgimi, tüm duygularımı dinleyicinin önüne sermek… Bin çeşit renkle nakış işlemek… Yiğitliğin alıyla, kederin karasıyla, acının sarısıyla, umudun mavisiyle… Bir çeşit haykırış, ağlatı, özgürlük, coşkunluk… Sonu, sınırı olmayan bir zevk. Sesim ise, beni güzel’e, mut’a götüren bir araç, bir armağan.”

https://miro.medium.com/max/1440/1*M6rn_N2VhMI5tmcKtD0akQ.jpeg

Aynı zamanda evlilik tanıma ise oldukça hoşuma gitmiştir. Tülay German’a göre evlilik: “Resmi bir yerde, resmi birtakım kâğıtlar imzalamak. Ben senin malınım, demek. Ne emredersen onu yapacağım, demek. Sözünden çıkmayacağım, demek. Hem de iki tanık huzurunda. İki şahitle adam bile asılır! Mahkemede idam kararını kendi ellerinle imzalamak gibi bir şey… Veya… İdam değil de hayat boyu hapis gibi bir şey. Ölene dek kölelik!”

1956 yılında Üsküdar Amerikan Kız Koleji’ni bitirdikten sonra ailesinden gizlice Ankara’da Süreyya Gazinosu’nda sahneye çıkmıştır. 60’lı yılların başında Türkiye İşçi Partisi mitinglerinde sahne almıştır. 1960–1962 yılları arasında caz şarkıcı olarak isim yapmış, İstanbul Radyosunda Hulki Saner’in hazırladığı “Melodi Kervanı” adlı programda yer alan ilk Türk şarkıcısı olmuştur. İstanbul Radyosu’nda Salim Ağırbaş Beşlisi’nin haftalık programlarında caz şarkıları söylemiştir. Aynı zamanda Eşi Erdem Buri’nin yazdığı, German’ın seslendirdiği “yarının şarkısı” 1965 seçimlerinde Tip’in seçim şarkısıymış.

Müzik yaşamının ilk yıllarında opera sanatçısı Ruhi Su’dan dersler almıştır. Âşık Nesimi Çimen ile Âşık Ali İzzet gibi halk türküsü sanatçılarından öğrendiği türküleri, çağdaş bir yorumla söylemiştir. 1962 yılında eşi Erdem Buri ile “Çoksesli Türk Popüler Müziği” yapmayı denemiş ve bunu başarmışlardır. 1964 yılında, Yurdaer Doğulu, Erol Büyükburç, Tanju Okan gibi sanatçılarla, “Balkan Melodileri Festivali”nde, eleştirmenlerin en beğendiği şarkıcı seçilerek, dönemin popüler dergilerinden “Arena”ya kapak olmuştur ve Türk popüler müziğinde ilk “hit” olarak kabul edilen “Burçak Tarlası” adlı plağını doldurmuştur.

Daha sonra 1966 yılında plak yapmak üzere Paris’e gitmiştir. Fransızca on plak doldurmuştur. Fransa’da, Belçika’da, Almanya’da, Polonya’da, Tunus’ta, Fas’ta, Hollanda’da ve Brezilya’da çeşitli radyo ve televizyon programlarına katılmıştır. 1987 yılında Hollanda’da bir konser verdikten sonra sahnelerden çekilmiştir.

Hollanda konserinde “Şarkıcılık hayatımın en yetkin dönemindeyim. Yıllar, sesimi de beni de olgunlaştırdı. Dinleyicilerimle yürek yüreğe bir çeşit aşk yaşamaktayım. Çoğu kadının mücevherleri vardır. Benim mücevherlerim de aldığım mektuplar, alkışlar, “bravo”lar… Öyle bir hazineye sahibim ki, paha biçilmez, parayla satın alınmaz, en usta hırsız tarafından bile çalınmaz. Tam zamanı. Sesim bozulmaya, nefesim tükenmeye, coşkum azalmaya, içimde yanan alev sönmeye yüz tutmadan, eskimeden, yıpranmadan, gürültüsüz, sessiz sedasız çekilmek… Kaybolmak. Bu gece Hollanda’da konserim var. Kimse bilmiyor son konserim olduğunu.” demiştir. Kalitesini bozmadan, tutunma çabası olmadan, zorlamadan bırakmak keşke günümüz sanatçıları da bunu yapabilseler. Bence Tülay German eşsiz bir ses ve bir o kadar da eşsiz bir kişiliğe sahip bir sanatçı.

https://miro.medium.com/max/520/1*Mzfk9yfCLAWzqUaPcC8Y_g.jpeg

Fransa’da Türkçe olarak yaptığı albüm, Charles Cros Akademisi 1981 Plak Büyük Ödülü’nü almıştır. Ödülün adı “Académie Charles Cros Grand Prix du Disque”. Bu ödül dünyada da Pink Floyd ve Jimi Hendrix gibi sanatçılara verilmiştir.

Hollanda konseriyle sahnelere veda etmiştir. Fakat yazarlık hayatına devam etmiştir.

Yayımladığı kitaplar arasında:

Erdemli Yıllar

Düşmemiş Bir Uçağın Kara Kutusu vardır.

Aynı zamanda 1999–2002 yılları arasında adam sanat dergisinde yazmıştır.

2010 yılında 50 dakikalık Tülay German’ın hayatını, sanatını ve mücadelesini anlatan “Kor ve Ateş Yılları” belgeseli olduğundan da bahsetmek gerekir. İzlemediğim için herhangi bir şey söyleyemiyorum.

Bir de Yunus’tan Nazım’a albümünde birbirinden güzel birçok şarkı var.

Şuraya da en sevdiğim şarkılarından birkaçını bırakayım.

Beğenip beğenmediğiniz konusunda hiçbir fikrimiz yok...

O yüzden bu yazıya geri bildirim verebilir misiniz?

Ortalama oy: 0 / 5. Oy sayısı: 0

İlk defa oylanacağım...

Beğendiğinize sevindik...

Peki sizinle sosyal medyada da buluşmak istesek...

Tüh...

Beğenmeme nedeniniz öğrenebilir miyiz?

Dökün içinizi gitsin...