Başrolde Matt Dillon’ın olduğu 2018 yapımı bir Trier başyapıtı; “The House That Jack Built”. 1970’ler ve 1980’ler arasında 12 yıllık bir süreçte işlenmiş cinayetleri anlatan bu film Amerika’da “single-day theatrical release” olarak gösterime girmiştir. Lars von Trier’in çarpıcı tarzı elbette bu filmde de kendini göstermekte.

Klasik kültür kurucuları, ataerki, Apollonik ve/veya platonik ideallerin faşizmini kendi mizantropisini gizlemeksizin eleştiren Trier, bu filminde dekadan sanat eserlerine yer vererek korku ve sanatı birleştirir. William Blake ve Eugène Delacroix gibi romantik sanatçıların eserlerine doğrudan yapılan referanslarla sanata bakış açısını da gözler önüne sermiştir.

Glenn Gould’u neredeyse filmde yer alan bir aktör kadar sık gördüğümüz film, Trier’in diğer yapıtlarında olduğu gibi klasik müzik eşliğinde bir dekadans öyküsü sunuyor bize.

“Melancholia” ve “Antichrist” filmlerinde akılcı ve bilimadamı olarak tasvir edilen karakterlerin hikayesini tersine çeviren Trier’in kültüreleştirel bu filmi kesinlikle gözden kaçırılmamalıdır.

Beğenip beğenmediğiniz konusunda hiçbir fikrimiz yok...

O yüzden bu yazıya geri bildirim verebilir misiniz?

Ortalama oy: 0 / 5. Oy sayısı: 0

İlk defa oylanacağım...

Beğendiğinize sevindik...

Peki sizinle sosyal medyada da buluşmak istesek...

Tüh...

Beğenmeme nedeniniz öğrenebilir miyiz?

Dökün içinizi gitsin...