En son söylenecek lafı en başta söylemek, bazen bir ihtiyaç halini alır.  “Belki hiç başlamadıklarından, kimi hikayeler hiç bitmez.” diyor, Göle. Yazınının ele aldığım bu bölümü insanın düşmekten usanmadığı tam da bu çıkmazı aktarıyor. 

Sarı Zarf roman olarak adlandırılmış, bana kalırsa uzun öykü demekte de bir sakınca yok. Çoğunun bel bağlayıp peşinde harcandığı gençlik ideallerinin hızlıca dibe batışının ardından girişilen bilişsel çelişkileri telafi sürecinin aktarımı bu kitap. İnsanlar hayatlarının en azından bir dönemini kendini gerçekleştirme adına en büyük adım olarak gördükleri şeyin peşinde savrulurken geçirir. Yetersiz bir üst inanç ile ete kemiğe büründürürler bu koşuşturmacayı. Çokça gelecek tasarısı, mutlak mutluluk beklentisi ve çaresiz bir adanmışlık. Elbette yaşantılar kendini gerçekleştirme yolunda tutunulan yanlış dalların kırılması için uygun ortamlar sunar. Benlik, kendisi için o an büyük olan bu sarsıntıyla, kurulan inanç sisteminin çöküşüyle bilişsel çelişkiler ağına sürüklenir ve birtakım yollarla bunları telafi etmeye gitmesi beklenir. Fakat bu girişimler bazen kişileri davranışsal anlamda çıkmazlara da sürükleyebilir.

Anlatıcı karakterimiz, hayatını değiştirecek bir fotoğraf sergisinde bulunacağı gün için beslediği inancının kırıldığı an, büyük bir bocalama içinde, bu çelişkilerle baş etmek için kendince bir telafi girişiminde bulunuyor. Kitaptan yapılan şu alıntı söz konusu girişimin gidişatı hakkında net bir fikir sunuyor:

“Hayvanlar dünyası, aynı anda ortaya çıkan birbirine karşıt iki güdünün yarattığı davranış biçimi örnekleriyle doludur.

Birçok cinste, eşleşme güdüsü saldırgan, korkak ve şehvetli davranış biçimlerinin karmaşık bir art ardalığıyla gözlenir. Örneğin erkek ispinoz dişisine saldırganlıkla yaklaşır, yavaş yavaş dişiye boyun eğer ve ondan korkar gibi davranmaya başlar. Ardından da dişiden kaçmakla cinsel yaklaşım arasında bocalar ve davranışı birinden ötekine gidip gelir.

Bir başka davranış biçimindeyse, iki güdünün iç içe girdiği anda, hayvan ikisini de dışa vuramadığından, güdülerden birini yarım yamalak ifade eder. Buna örnekse, uçmakla yuvasında kalmak arasında kararsızlık çeken kuşun, tüm kanatlanma davranışlarını sergilemesine rağmen, uçmayıp yerinde kalmasıdır.”

Çelişkilerin doğası ve davranışsal çıkmazlar üzerine keyifli bir örnek sunuyor Göle. Susarak sürdürülen, bu yüzden de hiç tam anlamıyla yaşantılanamayan bir öyküyü okuyucuya iletiyor.

Beğenip beğenmediğiniz konusunda hiçbir fikrimiz yok...

O yüzden bu yazıya geri bildirim verebilir misiniz?

Ortalama oy: 0 / 5. Oy sayısı: 0

İlk defa oylanacağım...

Beğendiğinize sevindik...

Peki sizinle sosyal medyada da buluşmak istesek...

Tüh...

Beğenmeme nedeniniz öğrenebilir miyiz?

Dökün içinizi gitsin...