Zaman geçiyor ve birçok alışkanlığımız da zamanın getirdiklerinden ve götürdüklerinden etkileniyor. Bundan yaklaşık 15 yıl önce internet üzerinden alışverişin günümüze göre yok denecek az olduğu söylenebilir. Konfor, zaman ve tasarruf vaadeden online alışverişin etkisi kitaplara da sirayet etti. İnternetten kitap alma eylemi git gide popülerleşti ve hatta kimi okurlar için tek seçenek konumuna geldi.

Kitapçı dolaşmak, uzun zamandır en keyif aldığım aktivitelerden. İzmir’de sevdiğim ve sıkça dolaştığım birkaç kitapçı var, arayı fazla açmıyorum. Onları sevme nedenim sanırım iç mekanlarının düzeni ve ilgi alanıma yönelik kitapların bolluğu. Alışveriş merkezlerindeki herkesin bildiği kitapçılar da o yorucu mağazalardan sonra rahatlatıcı dinlenme noktaları bana kalırsa.

Biraz araştırmama rağmen istatistik bulamadım ama son yıllarda kitapçıların durumunun pek iç açıcı olduğu söylenemez sanıyorum. On yıl önce bunun sebebi korsanların fazlalığı iken (1) günümüzde yukarıda bahsettiğim online alışverişin daha etkili olduğunu düşünüyorum. Raflardan ekranlara geçişin en büyük sebebi de etiket fiyatı üzerinden yapılan indirimler. Kitapların zaten pahalı olmasından şikayet eden okur, 3-5 lira tasarruf için hepimizin bildiği internet siteleri üzerinden alışverişi tercih ediyor. Bunun için suçlanabilir mi? Sanmıyorum. Kitapçılarda eline alıp inceleyerek ve okuyarak yeni kitaplar keşfeden ve güzel zaman geçiren okur eve gidip internetten sipariş veriyor ve bir hafta içinde okumaya başlayabiliyor. Üstelik kaba bir hesapla, kitapçıdan 5 kitap alabilecekken internetteki mağazalardan 6 kitap alabiliyor. Gayet yaygın olan ve maalesef suçlanamayan bir davranış.

Böyle bir ortamda mahalleye açılan bir kitapçının tutabilmesi pek mümkün görünmüyor. Zaten okur sayısına bakıldığında her mahallede bir kitapçı ihtiyacı var mı, tartışılır… Yoğun yerlere açılan ve internet üzerinden de bir şekilde satış yapabilen kitapçılar böyle bir ortamda yaşamak için daha şanslı oluyorlar.

Her şeye rağmen eline alıp incelediğin, sayfalarına göz gezdirdiğin ve içine iyice sindirdiğin kitabı alıp eve gitmenin verdiği heyecan ve mutluluğu online alışverişin verebildiğine inanmıyorum. Zaten kitap fuarlarına ilginin bu kadar fazla olmasının da bir sebebi bu değil midir? Fiyatlar internettekiyle benzer olsa da binlerce okur fuardan alıp elinde poşetle çıkmayı tercih ediyor, buna normalde internetten alışveriş yapan okurların belki çoğu da dahil. Yani kitapçı poşeti, büyüktür kargo kutusu.

Eğer kitap alışverişinin nasıl olması gerektiği bana sorulacak olsaydı, önerim şöyle olurdu:

Okur, yaşadığı şehirdeki kitapçıları keşfetmeli. Bunun için interneti kullanması mübahtır. Okuma yoğunluğuna göre iki üç haftada bir o kitapçılara gitmeli. Yeni çıkan kitapları incelemeli, merak ettiklerini eline alıp kitabın rastgele birkaç bölümünü okumalı. Okumak istediğini almalı ve kitapçıdan elinde poşetle çıkmalı.

Tabi yeni çıkanlara bakmak, yazarın tüm kitaplarını ve hayatını incelemek vs. gibi araştırmalar için internet daha işlevsel bir araç. Ayrıca maddi durumu dolayısıyla her kitapta oluşan 3-5 lira farkı düşünmek durumunda olan kişiler için de internet daha elverişli maalesef. Kim ister ki beğendiği ve okumak istediği kitabı raftaki yerine koyup kitapçıdan eli boş çıkmak? Belki de kitapçılar, herkese hitap edebilmek için etiket fiyatına satmaktan başka şeyler düşünmeliler. Bir mucize yaratmaları beklenemez tabi şartlar gereği ama yine de böyle giderse kursakta kalan kitaplar internette sepete eklenmeye veya kütüphanede hesaba işlenmeye devam edecek.

Beğenip beğenmediğiniz konusunda hiçbir fikrimiz yok...

O yüzden bize geri bildirim verebilir misiniz?

Ortalama oy: 0 / 5. Oy sayısı: 0

İlk defa oylanacağım...

Beğendiğinize sevindik...

Peki sizinle sosyal medyada da buluşmak istesek...

Tüh...

Beğenmeme nedeniniz öğrenebilir miyiz?

Dökün içinizi gitsin...