Bu sefer bir istisna yaparak film yahut kitap yerine bir anime serisinden bahsedeceğim sizlere. Serinin felsefi alt-metninin, şahsi fikirlerimle uyuştuğu noktalar bulunması ve bunu yaklaşık yirmişer dakikalık, yirmi dört bölümde özetlemiş olması diğer animelerden ayırt eden yegane özelliği oldu benim için. (Pek anime düşkünü olmadığımı da belirtmem gerek.)

   Hikayemiz sıradan ve sorunsuz bir lise öğrencisi olan Izumi-Shinichi’nin vücuduna uzaydan gelen bir parazitin yerleşmesi ve onunla beraber yaşamak zorunda kalması ile başlıyor. Karakterimiz toplumsal değerlere saygılı, “ahlaklı” ve canlıların hayatlarına değer atfeden bir insan. Daha sonra “Migi”(Sağ) adını alacak olan parazitimiz ise kendine ait bir bilince sahip fakat üstün zekasını sadece temel güdüsü olan hayatta kalma amacına hizmet etmesi gereken bir araç olarak gören bir “canlı”. Hikaye ise bu iki karakterin birbirlerinin ve kendilerinin ne olduklarını anlamaya ve hayatta kalmaya çalıştıkları maceralardan oluşuyor.

  Bu paragraftan sonrasını okumadan önce, eğer ilginizi çekebilmiş ise animeyi izlemenizi tavsiye edeceğim. Zira hikaye sunumundaki beklenmedik gelişmeler sürükleyiciliği ve izlenim zevkini olumlu yönde etkiliyor ve ben de birazdan bu gelişmelerden bahsediyor olacağım. Animenin yanı sıra manga ve filmi olsa dahi animeden daha büyük bir zevk aldığımı söyleyebilirim. Manga’nın daha başarılı(çoğunlukla olduğu gibi) ve filmin de hayli başarısız olduğunu da isterseniz deneyimleyebilirsiniz. 

  Evet, buradan sonrası için standart uyarımı yapayım.Her an, her türlü spoiler’ı içerebilir, bilginize…

  İlk başlarda Migi’nin temel  hedefi, kendisinin ne olduğunu ve ne yapması gerektiğini anlamak oluyor. Sahip olduğu tek bilgi ise beyne yerleşmede başarısız olduğu yönündeki “his”e dayanmakta. Bir-iki gün gibi kısa bir sürede ise Japonca’ya ve insan ırkına aşina bir hale geliyor. 

 Shinichi’nin durumundan rahatsız bir halde Migi’ye söylendiği ve Migi’nin realist bir tavırla, öncelikle kendi olmak üzere beraber yaşamalarının iki tarafın da çıkarına olacağını savunduğu bir diyalog eşliğinde yürüdükleri sırada Migi bir şeyler hissediyor. Parazitler arasında telepatik bir iletişim ağı, birbirlerinin yerini hissetmelerini mümkün kılıyor. Karşılarına çıkan şey ise bir köpeğin içine yerleşmiş başka bir parazit. Kendi başarısızlığının yarattığı öfke ve karşısındakini amaçsızca öldürme niyeti ile saldırıya geçen köpek-parazit ise basit fakat “rasyonel” bir hamle ile öldürülüyor. Migi sürekli kendini geliştirmeye ve hayatta kalmaya odaklı, duygusuz bir yaşam formu. Bu da onu pratik bir felsefe yahut kahramanı buna yönlendiren bir “öge” ile özdeşleştirme imkanı sunuyor bize. Shinichi insanları korumayı arzularken Migi için kendi ırkından olan parazitleri ya da diğer insanları öldürmek bir anlam ya da değer taşımıyor. Tek umurunda olan, tek başına yaşayamayacağı için Shinichi ve kendisi. Shinichi bir kız arkadaş edinip duygular beslemeye başladığında ise Migi’nin tek hedefi “biyolojik” yahut psikolojik keşifler yapmak oluyor. Başta belirttiğim, buradaki ya da birazdan bahsedeceğim tutumlarından ötürü ise kendisini “bilinç”, “farkındalık” yahut “felsefi bir tutum”un metaforu olarak görmek mümkün.  Yaptığı araştırmalarda bir noktada “şeytan” kavramına denk geliyor; “Şeytan kavramını araştırdığımda, buna en yakın canlının insan olduğunu görüyorum.” Yeterince yerinde bir tespit, zira farklı canlıların “formlarını” kopyalayarak araçsallaştıran ve tatmin peşinde koşan bir ırkız ne de olsa.

 Çeşitli maceraların beraberinde annesi katledildikten sonra bir parazit olarak onu ortadan kaldırmaya geldiğinde, Shinichi’yi “kalbinden” yaralıyor. Migi ise hasarlı organın yerine geçerek onu onarıyor.  Burada da bir metafor olduğu fikrindeyim, kayıpların rasyonalleştirilerek üstesinden gelinmesinde felsefe mühim bir rol alabiliyor zira. Dahası buradan sonra Shinichi ve Migi’nin hücreleri birbirine karışıyor ve karakterimiz gözündeki bozukluğun ortadan kalması ve daha sonrasından bulduğu yaralı bir köpeği, ölümünün ardından “köpek şeklindeki bir et parçası” gibi tanımlaması ve “acı ve üzüntü verici şeyleri inanılmaz bir hızla unutuyorum” cümlesi ile ifade ettiği psikolojik duruma erişmesi gibi çeşitli gelişmeler de yaşıyor.

 Sonraları kız arkadaşı ile olduğu bir vakit “Bu kızla birlikteyken, ben senin sürekli uyuyor olmanı istiyorum” şeklinde bir ifadede kullanıyor, uyku durumundaki Migi’ye karşı. Yaşadığı kaotik dünyada sahip olduğu farkındalık duygusal ilişkilerinde ,ki bu aynı zamanda hayat ile olan bağı, olumsuz bir etkiye sahip zira. Ancak insan istemediği şeyleri “bilmeme” yetisine sahip olamıyor maalesef. Bununla beraber kıza Migi’den bahsedebilmesi söz konusu değil zira sonuçlarını kestirmek imkansız. Kızın zarar görmesi bir yana Shinichi’nin yargılanması ve kendi hayatından olması dahi mümkün. En önemlisi de Migi buna karşı.

  Hayatında yer alan diğer bir kadın olan Kana, diğer insanlardan farklı olarak parazitlerin ve dolayısıyla Shinichi’nin yaydığı sinyalleri sezme yeteneğine sahip. Diğer insanların aksine Kana kendisini “sezebildiği” için, yani gerçekten ne olduğunu, ona her şeyi açıklamakta bir sorun görmüyor. Fakat bunu yapmak üzere anlaştıkları vakit kadın katlediliyor ve “hayatından çıkıyor”. Bu olay ile “büyülü” sezgi durumundan tekrar gerçekliğin karşısına çıkıyoruz.

 Karakterimiz yaşadığı travmatik olaylar ile değişmeye ve Migi’nin pratik tutumundan etkilenmeye devam ederken parazitler insanlar arasında çok fazla dikkat çekerek katledilmemek, aralarına karışmak adına siyasi bir parti altında örgütlenmeye başlıyorlar. Parazitler arasında en zekileri olarak nitelendirilebilecek Tamura ise bir çocuk sahibi oluyor. Hükümet parazitleri gerçek birer sorun olarak görüp operasyon düzenleme kararını uygulamadan önce ise kendi hayatından vazgeçerek çocuğun “normal” bir hayatı olması ricası ile onu Shinichi’ye veriyor.(Parazitlerin pratik-güdüsel tutumuna tamamen aykırı olarak…) Burada “yüce” bir annelik duygusu vurgusu hakim, bunun tarih irdelendiğinde birçok yansıması ve örneği olsa da, örnekte olduğu gibi türler arasında hatta insanlarda dahi “annelik” duygusu kutsal bir biçimde “istisnasız” olarak çocuğa bu şekilde bir değer atfedilmesine sebebiyet vermiyor. Gene de bir şekilde bu durum, ağlayamadığından yakınan karakterimizin tekrar ağlayabilmesi için yeterli…

 Ardından hükümet parti binasını çevreliyor ve çatıda bir katil olduğu iddiası ile herkesi sırayla, tarayıcılardan geçirerek dışarı çıkartıyor. Bu sırada tarayıcıya yakalanan parazitler ise katlediliyor elbette. Aradaki bir kesitte maksadın insanları korumak değil, parazitleri katletmek olduğu belirtiliyor. Bu cümle siyasi bir gönderme olarak alınabileceği gibi, birazdan anlatılacağı sebepten ötürü duruma daha uygun olacağı üzere insanın yıkıcı yönüne dair bir vurgu olarak da alınabilir. 

 Bir miktar parazit ve insan öldükten sonra ekipler , binanın iç kısımlarına doğru ilerliyor ve parti başkanı ekiplere kısa bir konuşma yapıyor. Basitçe, nüfusun azalması gerektiğini ve parazitlerin faydalı olabileceğini düşünüyor. Mottosu ise “yaşam korunmalıdır.” Bunu söylemesi, parazitlerin yaptığı insan katli(kontrollü ve ırkı tüketme ihtimali olmadan) ile çelişmez zira “yaşam”, insanların tekil hayatlarından öte tüm hayatları içerisinde barındıran ve döngüye ihtiyaç duyan bir sistemdir. Dahası bu sistemin içerisinde öldürmek de zorunlu bir eylemdir. Ona göre asıl parazit de “insan”dır bu yüzden. Zira insanlar, ahlaki değerleri ile kutsadığı kendi ırkının hayatını, diğer ırkları katlederek ve doğanın işleyişine zarar vererek sürdürmektedir.

  Ekipler ise sırf bu demeçlerinden ötürü onun bir parazit olduğunu düşünerek vuruyor. İnsanlar “kendi” taraflarını tutmayanların da “insan” olabileceklerini kabul etmemeye meyillidir ve birçok savaşta düşmanlar, çeşitli hayvanlar olarak tasvir edilir. Burada da benzer bir durum söz konusu…

 Sonrasında ise özetle Shinichi kız arkadaşı ile yatıyor ve bu “birleşme” Shinichi’nin hayatta kalma kararı almasına sebep oluyor. Beş farklı parazitin toplandığı ve Tamura’nın eseri olan bir oluşum ile girdiği ilk kavgayı kaybediyor fakat Migi’nin kendini feda etmesi(bunun, baştan beri Migi’nin savunduğu temel fikre aykırı olduğu düşünülebilir ancak kazanma ihtimali olmayan bir kavgadan söz ediyoruz. Bununla birlikte daha sonra göreceğimiz üzere Migi aslında diğer parazitin vücuduna giriyor ve bunu daha önceden düşünmüş olabilir) ile kaçmayı başarıyor. Migi’yi kaybettikten sonra, baştan beri duygusuz-ahlaksız olmakla suçladığı Migi’yi “iyi” olarak nitelendiriliyor ki burası da Shinichi’nin değerlerinin yeniden oluşması olarak görülebilir.

 Sonra ise kaçtığı yerde o parazitin insanları öldürmesinden ve saklanma durumundan rahatsızlık duyarak son bir savaşa girmeye karar veriyor. Migi’nin dönüşü ve bir miktar “şans” ile savaşı kazandıktan sonra son hamleyi yapma konusunda düşünmeye başlıyor. Artık insanları kurtarmak için can almanın yersiz olduğuna kanaat etse de aynı parazit kendinin ve değer verdiği kadının hayatını tehdit edebileceği için, “bireysel değerlerini ” gözeterek öldürüyor. 

C:\Users\Seçil\Desktop\11.png

 Bundan sonra Migi, duyuları ile edindiği bilgilerin dışında kendi içinde yeni bir şeyler arayacağını belirterek kalıcı bir uykuya çekiliyor. Ardından, daha önceleri boy gösteren bir katil ise artık normal bir hayat sürmeye başlamış çiftimizin karşısına çıkarak kızı rehin alıyor. Shinichi’ye insan doğasında yer alan kana susamış özden ve bunun ne derece normal olduğundan, içindeki canavarın(parazitin) de bunu bildiğinden, kendini normalleştirmek istercesine bahsederken(Shinichi büyük ihtimalle katile hak vermesine rağmen bu olguyu kabul etmesi, kurduğu hayat, “kutsalı” ile çelişeceğinden samimi olarak hak vermekten kaçınıyor), “kahramanımız” hamle yapıyor, kız çatıdan düşüyor ve Migi’nin son “yardımını”(ki Shinichi’nin böyle bir kayıp daha yaşaması kendisini intihara ve dolayısıyla aynı anda Migi’yi de ölüme sürükleyebilir) yapması ile kurtuluyor. Hikayemizle bu şekilde “mutlu son”a ulaşırken, benim şuh bir heves ve dürtü ile ilerleyen yazım da burada bitiyor, meh…

  Ah, bir de tabii ki tüm bu yorumlamaların şahsi fikir yürütmelerime dayandığı unutulmamalı. Sahnelerden yaptığım çıkarımlar, başka gözler tarafından yeterince alakalı bulunmayabilir fakat bu olumsuz bir durum değil. Animede birçok gönderme mevcut. Kitap adlarından gelen bölüm adları(Bölüm 9: İyinin ve Kötünün Ötesinde*),  21. Bölümde yer alan “Philosophia” yazılı t-shirt yahut gerçek parazitin insanlar olduğuna dair bir ima olarak alınabilecek son bölümde, katilimizin şapkasındaki “Maxime” yazısı, yani benim kurduğum bağlantılar doğru olmasa bile sizin bu anime hakkındaki kendi görüşlerinizi oluşturmanızda katkı sağlamasının kuvvetle muhtemel olduğu durumunu değiştirmez. Dahası bahsetmediğim yahut dikkatimi çekmemiş olan birçok detay da mevcut… 

 Hayatı , bireysel hayatların ötesinde, içerdiği kaos ve vahşet ile kanıksamanız, sevebilmeniz ve kendi yerinizi “oluşturabilmeniz” umudumla, iyi seyirler!

*Jenseits von Gut und Böse:  Vorspiel einer Philosophie der Zukunft(İyinin ve Kötünün Ötesinde: Geleceğin Felsefesine Giriş), 1886, Friedrich Wilhelm Nietzsche