İzleyenlerin çok iyi bildiği, izlemeyenlerin ise şans vermesi gerektiğini düşündüğüm için bu yazıya konu olan Silvio Soldini imzalı 2000 yapımı bir İtalyan filmi Pane e Tulipani. Romantik/komedi kategorisinde geçse de bu kategorinin klasik filmleriyle pek bağdaşmadığını söylemeliyim. Başrollerinde Bruno Ganz gibi bir efsane ve role fazlasıyla yakışan ve birçok kişiyi kendine hayran bırakan Licia Maglietta bulunmakta. Henüz izlememiş olanlar için filmden bahsedip kendi düşüncelerimi ekleyeyim.

Kırklı yaşlarında bir ev kadını başrolümüz Rosalba (Licia Maglietta). Tatilde otobüsün mola yerinde unutuluyor ve film başlıyor. Bundan sonrası Rosalba’nın yaşadıkları. “İçinizi ısıtan bir film” gibi klişe bir söylemin en yakıştığı filmlerden belki de. Öyle ki Rosalba’nın yaşadığı heyecanlar, o sıradanlıktan ve renksiz yaşamdan kurtulma arzusu oldukça nahif bir şekilde işlenmiş. Dikkatinizi çekebilecek detaylar da bulunmakta. Her ne kadar derin bir film demek pek mümkün olmasa da yine de düşünmeye sevk eden ögeler mevcut. Filmi ne zaman izleyelim sorusu da önemli. Mutluluk aşılayan bir film olduğunu söylemem gerekir. Sıradanlığa ve renksizliğe karşı bir hareket olduğu için günlük yaşamdan bunaldığınızda, renkli yaşama dair bir umuda ihtiyacınız olduğunda ya da basit bir şekilde mutsuz olduğunuzda izlerseniz  film, yaklaşık 2 saat boyunca ruh halinizi tersine çevirmeye çalışacaktır.

Dikkatimi çeken detaylar hakkında konuşmaya pek gerek görmedim açıkçası. Zaten uzun uzadıya anlatacak keşiflerım şeyim yoktu. Açıkçası içindeki detayların mutlaka anlamlandırılması gerektiği bir film olarak görmüyorum. İzlenip tüketilebilecek, hatta tekrar tekrar izlenip tüketilebilecek, çerezlik kategorisine girse de birçok açıdan insanı etkileyebilen -güzel ‘Venedik’in rolü unutulmamalı- bir film.

İyi seyirler.

Bell’aspetto.