Orhan Pamuk’un 20. kitabı: Kırmızı Saçlı Kadın. Bir Orhan Pamuk kitabı hakkında bir şeyler yazmanın ne kadar zor olduğunu okuyucuları bilir, genelgeçer ifadelerin dışında cümleler kurmak neredeyse imkansız gibidir. Kitaplarını tam olarak yorumlamak zengin bir altyapı gerektirir ki bu altyapıya sahip olunsa bile buna cesaret edebilmek ciddi manada zordur. Bu zorluğun farkındayım ve derinlemesine yorumlamak gibi bir niyetim yok. Elimden geldiğince yorumlayacağım. Uzatmayayım.

Sevenleri kadar sevmeyenleri de olan bir yazar Orhan Pamuk. Siyasi bakımdan geçmişi ve aldığı Nobel ödülü hakkındaki tartışmalar da malum. Ancak her şeye rağmen Orhan Pamuk’un edebiyatımızdaki yerini anlamak güç değil. Özellikle Kara Kitap‘ı olmak üzere Benim Adım Kırmızı‘sı ve Kar‘ının sarsılmaz bir yeri var.

Bir önceki kitabı Kafamda Bir Tuhaflık tam anlamıyla hayal kırıklığıydı benim için. Pamuk’un en büyük silahlarından biri olan ‘detaylandırma’nın namlusu, o kitapta tamamen kendisine çevrilmişti. Aldığı ödüllerin aksine, benim düşünceme göre, gereksiz ve fazla olarak nitelendirebileceğim detaylarla beni sıkmış ve kurgudan koparmıştı ki kurgudan kopan okuyucu, kitaptan da kopmuş sayılır. O kitabıyla bir şüphe uyandırmıştı bende Orhan Pamuk. “Acaba zirvesini yaptı mı, bundan sonra eskisi gibi yazabilecek mi, büyüsünü kayıp mı etti” gibi soruları aklımda bıraktı. Kırmızı Saçlı Kadın‘la birlikte tüm bu soruların yersiz olduğunu anladım. Kafamda Bir Tuhaflık, kaliteli pirinç mahsulünün içine sızmış bir taştı sadece. Ve üzülerek söylüyorum ki verdiği 6 yıla değmemişti.

Orhan Pamuk’u bu kadar konuştuktan sonra gelelim Kırmızı Saçlı Kadın‘a… Kitapta Cem adlı bir karakter anlatılıyor. Hikayesi kuyucu çıraklığıyla başlıyor ve farklı yollara doğru evriliyor. Kurgudan başlayacak olursak, klasik bir Orhan Pamuk kurgusu. Daha önceki birçok kitabında gördüğümüz gibi gelişiyor kurgu, herhangi bir yenilik yok kurgu adına. “Kurgunun hakkı verilmiş” dedirtiyor insana. Uzunluk olarak diğerlerinden farklı olsa da, yazarını bilmeden okusaydım eğer bu kitabı, eminim ki ilk söyleyeceğim isim Orhan Pamuk olurdu. Barındırdığı birçok ögeyi geçtim, yalnızca kurgusuna bakarak bile bunu söyleyebilirdim.

Kitapta efsaneler geniş bir yer tutuyor. Batı’nın Kral Oidipus‘u ve Doğu’nun Rüstem ve Sûhrab‘ı farklı yönleriyle defalarca işleniyor. Bu noktada, kitabı henüz okumayan okuyucularımıza ipucu vermeden konuşmak pek kolay değil ancak bu efsaneler kitabın temelini oluşturuyor diyebilirim. Tabii modern bir hikayede efsanelerin etrafında dönen bir metni okumak damakta hoş bir tat bırakıyor kesinlikle. Bu sentez, ki Orhan Pamuk’un en iyi yaptığı şeylerden biri olan ‘sentez’, kitaba bambaşka bir tat vermiş. Hatta bunu şöyle tanımlayabilirim: Kitabı okurken kurgu, anlatı, duygular ağızda farklı tatlar bırakıyor; sahneler gözümüzde canlanıyor. İşte bu efsanelerle modern hikayenin sentezi ise kitabın hoş kokusu. Nerede görseniz hatırlayacağınız, tatların ve görüntülerin daha da etkili olmasını sağlayan bir koku. Efsanelerle modern hikayenin sentezi, bu kitapta, kesinlikle saygıdeğer. Belki düşünce olarak hiç düşünülemeyecek bir sentez değil, sağlam bir araştırma yahut altyapıyla bu iki efsanenin farkı üzerine düşünülüp bir roman çıkarılabilir elbette. Ancak bu tadı vermesi noktasında saygıdeğer.

Kitapla ilgili olumsuz olarak ne söyleyebilirim, diye düşündüğümde tek bir nokta karşıma çıkıyor: Cem. Belki bir kitap için önemsiz gibi görünebilir ama karakterin ismiyle -tabiri caizse- cismi uyuşmuyor. Belki çok kişisel bir eleştiri olabilir, farklı okurlar buna hiç takılmamış hatta ismini uygun bulmuş olabilirler. Ancak roman boyunca çizilen karakterin, Cem ismiyle alakasız bir karakter olduğunu düşünüyorum. Karakter ismi seçiminin önemini, edebiyatımızın kült eserlerine baktığımızda görebiliriz. Aylak Adam, Tutunamayanlar, hatta Kara Kitap bile buna örnek gösterilebilir ki dünya edebiyatından Dava da bir örnek. Ancak bu kitabı yıllar sonra hatırladığımda, karakter halen aklımda dolaşacak olmasına rağmen ismini muhtemelen unutacağım. Efsanelerin geniş yer tuttuğu bir kitapta, bu denli modern bir ismin seçilmesi ne denli doğru, bilemiyorum.

Kitaba genel olarak bakacak olursak, bu kitabı Orhan Pamuk’un özeti olarak görebileceğimizi düşünüyorum. Kitaplarında oluşturduğu derinlik, verdiği detaylar. yaptığı sentezler, kurgusu, anlatımı, anlatıcı değişiklikleri sanki bu kitapta bir süzgeçten geçirilmiş ve bunlar en öz haliyle bu kitabı oluşturmuş. Belki de Orhan Pamuk’un, okunması en kolay kitaplarından biri ve böyle kolay okunabilen bir kitapta, Orhan Pamuk’u buralara kadar getiren özelliklerini görebilmek, hatta bunları öz halinde görebilmek, saygıdeğer noktalardan bir diğeri. Orhan Pamuk’u anlamak isteyen, ancak diğer kitaplarındaki derinlik ve detaylar sebebiyle okumakta güçlük çeken okurlar için kesinlikle önerebileceğim bir kitap. Orhan Pamuk olsaydım ve son kitabımı yazdığımı bilseydim, sanırım böyle bir kitap yazmak isterdim. Tüm hayatımı özetleyen, tüm özelliklerimi yansıtan ve kolay okunabilirliğiyle diğerlerinin aksine ağızda hafif bir tat bırakan bir kitap.

Eminim ki Kırmızı Saçlı Kadın, Orhan Pamuk okuyucularını sevindiren bir kitap olmuştur. Değinmeden geçemeyeceğim, kitap fiyatlarının yüksekten uçtuğu bir dönemde, böyle bir yazarın kitabını bu fiyata almak da mutluluk verici bir olay. Puntoyu iki kat arttırıp fiyatı da olması gerekenin iki katı yapan ticari amaçlı yayınevlerinin kitaplarının yanında, hiç kuşkusuz göz kamaştırıyor.

Kitabın arkasındaki Independent’in yorumuna katılmadığımı da söylemeden edemeyeceğim. Pamuk, en iyi kitaplarını Nobel’den sonra yazan eşsiz bir yazar denmiş. Bana göre en iyi kitapları, hala Nobel’den önce yazdıkları. Sanırım bu yorumun haklı olması için böyle birkaç kitaba daha ihtiyacı var Pamuk’un. Erken bir yorum ancak belki de güzel bir tahmin.Sonuç olarak Kırmızı Saçlı Kadın, Pamuk’un tüm özelliklerini barındırması, buna karşılık hafifliğiyle, okunması gereken kitaplardan biri. Bence kitabı en iyi anlatabilecek cümle: Orhan Pamuk’u özetleyen bir kitap…

Beğenip beğenmediğiniz konusunda hiçbir fikrimiz yok...

O yüzden bu yazıya geri bildirim verebilir misiniz?

Ortalama oy: 0 / 5. Oy sayısı: 0

İlk defa oylanacağım...

Beğendiğinize sevindik...

Peki sizinle sosyal medyada da buluşmak istesek...

Tüh...

Beğenmeme nedeniniz öğrenebilir miyiz?

Dökün içinizi gitsin...