Rick Gervais

Ofansif mizah, sadece son yıllarda değil, on yıllar öncesinde de gündemde olan ve meşruluğu hala tartışılan bir konu. Tanımlayacak olursak kabaca “bireyi toplumsal normlar, sahip olunan değerler ve düşünceler nedeniyle rahatsız eden ve o normları, değerleri, düşünceleri veya bir şey’i, kırıcı olabileceği göz ardı veya önkabul edilerek konu edinen mizah türü” şeklinde bir tanım yanlış olmaz sanırım. Kırıcı olabileceğinin göz ardı edilmesi noktası önemli çünkü hakkındaki tartışmaların kaynağı bu. Ofansif mizah hakkında sosyal medyada yazılanları incelediğimde birbiriyle taban tabana farklı zıt birçok görüş gördüm ve biraz da kendi düşüncelerimi netleştirmek için, hepsini toparlayarak ve tabii ki kendi görüşlerimi de ekleyerek böyle bir metin yazma ihtiyacı hissettim. Umuyorum ki bu yazı, aklınızda bazı soru işaretleri oluşmasına ve sizin de görüşlerinizin belirginleşmesine yardımcı olur.

Örneğin bu görsele gülmek insanı kötü yapar mı? Bu görseli hazırlayanlar kötü niyetli mi? Bu görsel, bir zarar içerir mi? Böyle şakalara gülmemek mi gerekir? Bir adım daha atarsak, böyle şakaların paylaşılmaması, hatta paylaşılmasının engellenmesi mi gerekir? Bu şakaya gülmek, bu konudan mağdur olan insanlara bir ayıp değil midir? Gelin görebildiğim kadarıyla bu konudaki görüşleri iyisiyle kötüsüyle beraber inceleyelim.

“Bazı konular şaka yapılmayacak kadar hassastır.”

İlk olarak bu şakaya karşı çıkanların temel argümanının “bazı konular şaka yapılmayacak kadar hassastır” olduğu göze çarpıyor. Yani böyle düşünen kişilere göre bazı konular hassastır, o konu hakkında şaka yapmak kimi insanları incitip kötü hissetmelerine yol açabilir, yahut bazı değişmez değerleri konu aldığı için o değerlerin mizah konusu olması kişileri rahatsız edebilir. Tüm bunların doğru olduğu bir gerçek, yani kimi ofansif şakalar adı üstünde gerçekten de birilerinin incinmesine ya da rahatsızlık duymasına neden olabilir. Ancak burada asıl tartışılması gereken iki şey olduğunu düşünüyorum. İlki, bu hassas konuların sınırının nereden çizileceği. Örneğin Atatürk hakkında yapılan ofansif bir şaka, Türkiye’deki ciddi bir kesimi rahatsız edecektir. Ancak bu konuda duyarlı olmayan ya da bir konuda şaka yapmanın şaka öznesini/nesnesini kötülemek ya da yermek olmadığını düşünen bir kesimi de güldürecek ve rahatsız etmeyecektir. Şimdi bunu düşünerek Atatürk hakkında ofansif bir şaka yapılmaması gerektiğini mi söylemeliyiz? Buradan yola çıkarak, kanserle veya şişmanlıkla ilgili şakaların da yapılmaması gerektiği sonucuna varmalıyız. Örnekte olduğu gibi Çernobil ile ilgili de keza aynı şekilde. Anlatmak istediğim düşünceye dönecek olursam, bunun sınırını nereye çekeceğiz? Mesela, yıldırımdan ölmenin nadirliği ve dolayısıyla şanssızlığı ile ilgili yapılan bir şaka, toplumun büyük bir kesimini rahatsız etmeyecek olsa da eğer bir yakınımı yıldırımdan kaybetmiş olsaydım büyük ihtimalle beni rahatsız edecekti. Bakıldığında bu, toplumda bir karşılığı olmayan önemsiz bir şaka konusu ve daha önemsiz örnekler verilebilir. Ancak bu, bazı kişilerin rahatsız olabileceği gerçeğini değiştirmez. Eğer hepsine “bu konuda şaka yapılmamalı” dersek, mizahın çok büyük bir kısmını rafa kaldırmamız gerekecektir. Ancak sanırım kabul etmeliyiz ki, birilerinin rahatsız olabilecek olması, -her ne kadar bu kadar basit olmasa da- bu mizah türünün yapılmaması için çok da geçerli bir argüman değil. Burada tartışılması gereken ikinci konu devreye giriyor.

Hayat zaten böyle değil mi?

Hayat çok renkli. Özellikle günümüzün şartları düşünüldüğünde her an birçok uyarana maruz kalıyoruz. Diziler, filmler, kitaplar, reklamlardan tutun da parçası olduğumuz günlük yaşam olaylarına kadar. Bunca çeşitlilik içinde, eğer bir konuda hassassak, rahatsız olacağımız ve engelleyemeyeceğimiz birçok şey karşımıza çıkacaktır. Örneğin bir yakınımızı kaybettiğimiz için ya da herhangi bir sebepten ölüm konusunda hassassak, günlük yaşamda ya da dizi/filmlerde karşımıza normal olarak çıkan bir ölüm olayı bize kötü hissettirecektir. Üstelik güldürmeyecektir de. Buna itiraz edip engellenmeli demeyeceğiz, çünkü engellenmeyecek kadar normal bir karşılaşma bu. Ancak ölüm konusunda yapılan ofansif bir şaka, bizi aynı şekilde rahatsız etmesine rağmen bunun olmaması ve engellenmesi gerektiğini düşüneceğiz. Aslında fonksiyonları bağlamında bakıldığında bunların arasında bir fark yok. (Tabii burada ve tüm yazıda, ofansif şakanın kötü niyetle yapılmadığı varsayımından hareketle konuşuyoruz.) İkisi de bizi rahatsız ediyor. Yalnızca birinin güldürü amacıyla yapıldığı bilgisi, sanırım bize daha çok rahatsızlık veren nokta oluyor çünkü bir şeye ya da birine gülmek, onu küçümsemek veya ona saldırmak olarak algılanıyor. Ancak bu, bizim algımızla alakalı bir durum. Düşen birine istemsizce güldüğünüzde ya da sadece içinizden gülmek geldiğinde ki bunu inkar edemezsiniz, aslında düşen kişiyi küçümsediğiniz için gülmüyorsunuz. Sadece durumun kendisi komik olduğu için gülüyorsunuz. Ancak düşen kişi, bir beceriksizlik sonucu düştüğü için kendisine gülünmesini, o bağlamda normal görebileceğimiz küçümseme ya da sadece kötü bir şey olarak algılıyor. Ancak sizde durum bu değil. Velhasıl ofansif mizahta da böyle bir durum var. Bir şey sadece komik olabilir, bir şeyin sadece toplumsal normlara uymaması bile başlı başına bir komiklik barındırabilir. Ve buna gülmek, şaka öznesini/nesnesini küçümsemek değildir.

Sonuç olarak komik bir şeye gülmek, sizi kötü biri yapmaz…

Yine de…

Ancak hassas bir konuda şaka yapmanın, o konuya haklı bir şekilde duyarlı olan kişileri rahatsız edebileceği noktası bu kadar basit geçiştirilebilecek bir nokta değil belki de. Sonuçta tamamen duyarsız davranıp hassas insanları düşünmeden özgürlüğü savunmak, pek erdemli bir davranış değil. Yine de dediğim gibi, günlük yaşamda da karşılaşabilecekleri onları rahatsız eden normal şeyler olacaktır ve bu da aslında onlardan biri. Sonuç olarak ofansifliği dozunda tutarak (bu doz nasıl belirlenecek bilmiyorum ama bunu kişilerin insafına bırakmaktan başka bir yol göremiyorum) mizahı kullanmak, kişileri normalden fazla rahatsız etmemenin tek yolu gibi duruyor. Burada şakanın yapıldığı bağlam ve şakanın kimlere ulaşacağı da bir başka önemli konu tabii.

Şakalar, mevzuyu normalleştirir mi?

Ofansif mizah konusunda bir başka önemli ve kafa karıştırıcı unsur, normalleştirme mevzusu. Ofansif mizaha bir sınır çekilemeyeceği hususundan bahsettik. Şayet eğer böyle bir işe girişmeye çalışırsak en basit ve ofansif sayılmayacak mizah ürünlerini bile sınırın dışında bırakmamız gerekecekti. Sınırı olmayan bir alandan bahsediyorsak, benim de dahil aslında neredeyse herkesin hassas olduğu konular da buna giriyor demektir: şiddet, taciz, tecavüz, pedofili… Burada soru şu: bu konuları mizahın malzemesi olarak kullanmak ve insanların bu mizaha gülmesini sağlamak, bu konuları normalleştirmez mi? Yani Cem Yılmaz’ın tecavüzü bir malzeme olarak kullanarak bir şaka yaptığını ve insanların buna güldüğünü düşünelim (ki bunu yurtdışında yapan komedyenler var). Bu şaka, tecavüz olayını normalleştirir mi? Kimileri normalleştireceği görüşünde. Çünkü genelde normal şeylere güleriz. Ancak genelde normal şeylere gülmemiz, güldüğümüz şeyleri normalleştirir mi? Yani tecavüz konusunda yapılan şakalara maruz kaldığımızda ve bunlara güldüğümüzde, bir tecavüz haberiyle karşılaştığımız zaman eskisi gibi tepki vermemeye mi başlayacağız? Bu konuda aklımda hala soru işaretleri olmasına karşın, ofansif mizahın gücünün bu kadar fazla olmadığı görüşüne sahibim. Yani bir şakaya maruz kalmak ve gülmenin, o şaka konusunu gerçekten etkili şekilde normalleştireceğini zannetmiyorum. Ancak unutulmaması gereken nokta, toplumun bilinçlilik ve farkındalık düzeyinin de bunu belirlemede etkili olabileceği. Diğer toplumları bilmiyorum tabii ancak bizim toplumumuzun bu anlamda iç rahatlattığı söylenemez. Yani normalleşme riski taşıyan konularda mizah yaparken sanırım hitap edilen kişiler de önem kazanıyor. Her ne kadar üzücü olsa da herkesin görebileceği ortak alanlarda bu tarz konularda mizah yaparken temkinli davranmak gerekiyor. Yine de bu, o şakayı kendi başına kötü yapmıyor.

Gül ve düşün!

Ofansif mizahın, bu konuştuklarımızın aksi yönde bir işlevi olabileceğini de düşünmemiz gerek. Bir şaka sadece güldürmekle kalmaz, malzeme edindiği şeyler hakkında düşünmeye de sevk eder. Yani örneğimizden yola çıkacak olursak, sadece bu Çernobil şakasını komik bulmakla kalmayız. Gülerken içimizde bir rahatsızlık hissederiz. Bu his de bize aynı zamanda Çernobil’de yaşanan felaketin kötü sonuçlarının olduğunu, insanların bu olay yüzünden acı çektiğini ve birden fazla nesli kötü etkilediğini hatırlatır. Belki büyük bir etkisi olmayabilir ancak hatırlatması bile yararlı bir tarafının olduğunu gösterir. Louis C.K.’nin de dediği gibi: “Ne zaman başka biri için ofansif bir şey söylerseniz, bir noktaya parmak basmış olursunuz. İnsanları bunun hakkında düşünmeye teşvik ediyorsunuz.” Böyle bakıldığında mizah yapan kişinin bir anlamda bir günah keçisi olduğunu da söyleyebiliriz sanırım.

Olaya bu açıdan bakarsak, bir şakadan rahatsız olmanın kötü bir şey olduğunu söylememiz zor olabilir. Kanser bir çocuğun hikayesini dinlemek veya filmini izlemek sizi rahatsız ederken kanseri konu edinen bir ofansif mizah da sizi güldürürken rahatsız eder. Aslında rahatsız etmesi, o şakanın amaçlarından biri olarak düşünülebilir. Tıpkı hikayenin/filmin amacı gibi. Çünkü bir konuda rahatsız hissetmek, o konu üzerinde düşünmemizi ve farkındalık kazanmamızı sağlayabilir. Her ne kadar bütünüyle böyle bakılamazsa da normalleşme konusunun böyle bir tarafı olabileceği de göz ardı edilmemelidir.

Ofansif şakalar da kötü olabilir…

Unutulmaması gereken bir konuya daha değinmek istiyorum. Her mizah türü gibi, ofansif mizahın da iyisi ve kötüsü olabilir. Bir başka deyişle başarısız bir ofansif mizahla karşılaşabilirsiniz ve bu sizi rahatsız edip sinirlendirmekten başka bir işe yaramaz. Elbette bu kişiden kişiye göre değişebilir ancak bazı şakalar bariz şekilde başarısız olabilir. Örneğin zamanında bir twitter hesabı “baba sütün çok acı” şeklinde bir tweet atmıştı ve gelen tepkilerden sonra bunun bir ofansif mizah olduğunu söyleyip ofansif mizahı açıklamaya başlamıştı. Tepki gösteren insanları da ofansif mizahtan anlamamakla suçlamıştı. Baktığımız zaman bu başarılı bir mizah örneği değil çünkü güldürü ögesi eksik. Yani çok basit bir şekilde bu şakaya gülmüyorsunuz ve içinizde küçük de olsa bir gülme isteği uyanmıyor. Benzer konuda olup komik bir şaka olsaydı hem gülüp hem rahatsız olabilirdiniz ancak bu onlardan biri değil. Güldürü kısmı olmayınca geriye sadece rahatsız ediciliği kalıyor ve bu da kötü niyetli anlaşılıyor. Hesabın bunu kötü niyetle yapıp yapmadığını elbette bilemeyiz ancak başarısız bir mizah olduğu kesin. Gelen tepkileri hak ediyor mu, bu başka bir tartışma konusu.

Şakanın öznesi de önemli şimdi.

Değinmek istediğim son konu, şakanın öznesi olarak o konuda mağdur bir kişiyi kullanmamak gerektiği. Yani şişmanlıkla ilgili şakalar yapılabilir, bunun bir sakıncası olmaz (yukarıda bahsedilen tüm nedenlerden dolayı) ancak şişman biri şaka öznesi olduğunda bir damgalama ve hedef belirtme ortaya çıkar. İzinsiz bir kullanım söz konusudur başka bir anlamda. Bu diğer konularda da geçerli. Tecavüzle ilgili şaka yapılabilir ancak şakanın öznesi tecavüz mağduru biri olduğunda bu sağlıklı bir mizah olmaz. Ofansif mizaha bir de bu açıdan bakmanın yararlı olacağı görüşündeyim.

Sonuç olarak…

Sonuç olarak ofansif mizah, dikkatli kullanılması gereken bir mizah türü. Malzeme edineceği konulara bir sınır getirilemez ancak yapıldığı yer ve hitap edilen kişiler önemli. Bazı konularla ilgili şaka yapılacaksa hitap edilen kişilerin bilinçlilik seviyelerini de göz önünde bulundurmakta yarar var. Şaka görüldüğünde/duyulduğunda rahatsız olunabilir, ancak bu kötü bir durum değildir. Rahatsız olmanıza rağmen, içinizde biraz da olsa gülme isteği uyandırıyorsa gülmek sizi kötü biri yapmaz. Aksine her koşulda gülebilmek, belki de hayatın yaşanılabilirliğini arttıran bir eylem. Kötü şakalar da çıkabilir karşınıza ancak bu ofansif mizahın bütününü kötü/olmaması gereken bir şey yapmaz. Ofansif mizaha bütünüyle karşı çıkmanın altında yatan sebebin belki de benlik hakkında olumlu görüş olduğunu unutmamak gerekir. Rahatsız edici ama komik bir içerikle karşılaştığınızda ona güldüğünüz takdirde benliğiniz hakkındaki olumlu görüşünüzün zedeleneceğini düşünüyor ve bu yüzden gülmek yerine tepki göstermeyi tercih ediyor olabilirsiniz. Tabii ki bunlar içsel süreçler… Velhasıl niyet kötü olmadığı takdirde gülmek güzeldir. Duyarlı olduğunuz bir konudaki şakaya gülmeniz, duyarlılığınıza zeval getirmeyecektir. Ofansif mizahın engellenmesini/yasaklanmasını istemek, sağlam argümanlara dayanmamaktadır. Elbette benim gördüğüm kadarıyla.

Hep gülmeniz dileğiyle…

Dipnot: Ofansif mizah örneği olarak Louis C.K ve Ricky Gervais’in gösterilerini izleyebilirsiniz.

eğer tüm komedi ve mizah bir mutfak olsaydı, ofansif mizah/güldürü mutfaktaki en acı sos olurdu. sen yediğinde ağzın yanıyor olabilir hatta hastalanıyor da olabilirsin. fakat bu sana kocaman bir mizah türüne ve bu türü icra edenlere “şerefsiz, onursuz” deme hakkını vermez. bunu sevenler ve çok lezzetli olduğunu düşünenler var.

cokentellektuelim – ekşi sözlük