Son zamanlarda entelektüel faaliyetlere ayırdığım zaman bir hayli daralmış, düşünerek geçirdiğim zaman azalmıştı ve amaçsızca koşuşturarak düpedüz “aptalca” yaşadığım bir dönem içerisindeydim. Bu durum sizi pek ilgilendirmiyor olabilir fakat muhatabınızın “Aptallık Ansiklopedisi”nden bahsetmek için uygun olduğunu bilmelisiniz.

 Kitaba dönecek olursak ilk değinmek istediğim konu örnekler, çevirmenin1 notunda da bahsedildiği üzere kitapta verilen bazı örnekler, sindirimi kolaylaştıracak biçimde, bizim yaşadığımız dil ve coğrafyaya göre revize edilmiş halde. Kitabın başından itibaren ise tarihimizi kapsayan bir bakış sunuluyor bizlere. Yani tarih boyunca yapılan hedefsiz yolculuklar, irrasyonel tercihler ve çaresiz çabalamalar…

  İnsan türü genellikle “icatları” ve onları “mümkün” kıldığı düşünülen zekası ile diğer türlerden kendini ayırır. Onu besin zincirinde diğer hayvanlardan yukarı taşıyan bu akıl ise temel olarak nesnel dünyada yer alan şeylerin kavramlaştırılması, nesnel dünyada karşılığı bulunmayan kavramlar üretilmesi ve bunlar arasında bağ kurulması olarak ele alınabilir.

 Bağ kurmak burada önemli bir nokta. Zira bir sistem, dolaylı yoldan da insanın içgüdüsel bir arzusu olan düzen oluşturmanın temel gerekliliklerinden. Peki bunun aptallık ile ne ilgisi var ? Bu noktada aptallığı da bağ kurma eylemindeki başarısızlık yahut dolaylı olarak öngörüsüzlük olarak tanımlarsak, bir “bağ” ve ilgi kurmuş oluruz sanıyorum.

 Yunanca kökenli bir sözcük olan “logos” kabaca aklı ve dolaylı olarak “düzen”i (“harmony” ve “logos” kavramları irdelendiğinde “bağlantı” kurmak daha kolay olacaktır)ifade etmektedir. Aptallık ise bunun karşıtı olan olarak ele alındığında, kaotik olanın öncülü olarak nitelendirilebilir. Peki bu aptallık, kaos hayatımızda nasıl bir yer ve öneme sahip olabilir?

 Öncelikle pratik alanda incelendiğinde herhangi bir tasarımın amacına hizmet etmiyor oluşu onu “aptalca”, “işlevsiz” olarak nitelendirmek için yeterlidir. Zira özne(akıl) tarafından ona ereksel olarak “atanmış” bir işlev söz konusudur burada. Ancak mekanizmanın işlevini yerine getiremiyor oluşu onu “işlevsiz” kılmaz. Her türlü nesne farklı şartlar altında farklı işlevler kazanabilir. Burada “aptalca” olanın bize sunacağı fayda hayal gücünün, kaotik şartların zorundalık oluşturması ile, yeni  “işlevler” atama yeteneği olacaktır.

 Teorik alana döndüğümüzde ise çelişkiler içeren akıl yürütmelerde fayda aramak zor görünebilir. Ancak çelişki oluşmasının sebebi, iki önermenin “uyum” içerisinde olmamasıdır. Peki “doğru” olan önerme doğru olma niteliğini nereden alır? Eğer diğer önermelerden değil ise öncüllerinden almak zorundadır ki diğer önermelerden aldığını varsayarsak bu bizi aynı soruya döndürür. Dolayısıyla karşımızda kalan öncüllerdir. Aptalca nitelendirmesine sebebiyet veren öncüller. Kaosun karşısında “rasyonel”, “mutlak” bir biçimde duran öncüller… Aptallık bu öncülleri yıkar. Zira öncüller, tanımları gereği  “doğru varsayılan” öğeler olduğundan “sorgudan” muaf, dogmatik kabullerdir ve aptallık bizim için bir put kırıcı görevi görerek “yaratıcı” olma özgürlüğü sunar.  

 Tüm bunlar göz önüne alındığında ise “aptallık”, en azından “gelişim” için gereklidir. Dahası sanatsal bir tutum olarak yaratıcılığın kaynağı ve özgürlüğün şartıdır. Sunulan “fikirler” elbette kendi aptallığımı “aklama” çabası olarak da ele alınabilir. Fakat bunun için aptallığımın farkında olduğumu varsaymak gerekir… Yorum sizindir, kitap aptallığı ve aptallığını irdelemek isteyen her okura önerilir.

1: Gül Özlem

Beğenip beğenmediğiniz konusunda hiçbir fikrimiz yok...

O yüzden bize geri bildirim verebilir misiniz?

Ortalama oy: 0 / 5. Oy sayısı: 0

İlk defa oylanacağım...

Beğendiğinize sevindik...

Peki sizinle sosyal medyada da buluşmak istesek...

Tüh...

Beğenmeme nedeniniz öğrenebilir miyiz?

Dökün içinizi gitsin...