Duymaktan bıktınız biliyorum. Ben de biraz bıktım. Ancak bu sefer farklı bir yönüyle ele almak istiyorum Koronavirüsü ve diğer iç açıcı olmayan konuları. Birazdan okuyacaklarınızın kişisel bir fikir belirtme / yorum olduğunu söylemeliyim.

Küresel boyuttaki günlük yaşamı etkiledi Covid-19. Belki de çok uzun zamandır ilk defa birçok millette eşzamanlı ortak duygulanımlar ortaya çıkardı. İletişim, ulaşım ve yaşam hızı bu kadar ilerleyince bir sonucu da bu oluyor tabii. Eskiden yavaşça yayılan, yayılsa bile küresel bir boyuta nadiren ulaşan, ulaşsa bile insanın bundan haberi olmadığı salgın hastalıklar, şimdi resmen birkaç hafta içinde her yerde görülebiliyor. Bunun bazı etkilerinin olacağı açık. Ben de bunun üzerine biraz kafa yormak istedim.

Geçmişten beri şehirleşme, zenginleşme, fakirleşme, devrim, savaş, teknolojik gelişmeler vb. gibi olaylarla beraber insanların dünyaya ve yaşama bakış açısı değişiyor. Bu da icra ettikleri sanata yansıyor ve yeni akımlar baş gösteriyor. Örneğin Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra anlamı yıkmaya kararlı Dadaizm ve İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kesinlik algısıyla bir mücadele içinde olan Postmodernizm… İki savaş da birçok insanı derinden etkileyen ve birçok insanda ortak duygular ortaya çıkaran olaylardı. Fransız İhtilali’nden sonra ortaya çıkan ve ihtilalle bağlantılı şekilde bir rahatlama ortaya çıkaran Romantizm ve şimdi sayamayacağım akımlar buna örnek olarak gösterilebilir.

Tuhaf bir dönemden geçiyoruz. Hem doğumuzda olan olaylar, Batı’ya doğru olan göç dalgası, mültecilerin durumu, Batılı ülkelerin istememesi ve sonucunda çektikleri sıkıntılar, küresel çaptaki salgın ve ölümler, hastanelerin yetersiz kalması ve sistemlerin çökme noktasına gelmesi, Avrupa’nın kendi içinde yardımlaşmasının yetersiz kalması… Tüm bunlar, şu an fark etmesek de insanlarda ortak birer duygulanıma sebep oluyordur diye düşünüyorum. En azından sanatı için kafa yoran insanlarda. İnsan haklarına olan saygısıyla övünen ancak ulusal refahları bozulmasın diye kapılarındaki mültecileri almayan Avrupa’da insana duyulan değer, yakın zamanda sorgulanacaktır diye düşünüyorum. Bu Doğu’da, uzun zamandır süren savaşlar nedeniyle zaten görülen bir sorgulamaydı. Son bir-iki on yılda Orta Doğu’da üretilmiş sanat eserlerine baktığımızda böyle bir temanın hâkim olduğunu görebiliriz. Ancak Avrupa için ölüm, belki de uzun zamandır ecelle gelen bir şeydi. Devletlerin ikiyüzlülüğünün ortaya çıkması ve önlenemez bir salgınla ölümün baş göstermesi, belki de bu durumla yüzleşmek için yeterli sebeplerdir. Bunu elbette zamanla göreceğiz.

Uzman falan değilim elbette, sadece var olan bilgimle şartları yorumlamaya çalışıyorum. Çok köklü bir değişim olur mu, sanmam. Ancak sanat eserlerinde “sistemin sorgulanması, kötücül toplum/devlet, bencillik, ölüm” gibi kavramların daha fazla işlenebileceğini düşünüyorum. Ütopya gibi görülen şartların göreceliliği, ölümün kolaylığı, kaygıyı barındıran kimi içsel süreçler… Batı sanatı bir sorgulamaya gidecektir. Bu değişimi gözlemlemenin yolu ise önümüzdeki birkaç yıldaki film, kitap ve diğer sanat eserlerine dikkat kesilmekten geçiyor. Tabii bu dönemleri sağ salim atlatabilirsek…

Ülkemizde sanat anlamında neler değişecek merak ediyorum. Eğer hastalık ve evden çıkmamalar devam ederse biraz daha depresif yahut iyimser fantastik öyküler veya daha fazla ütopik/distopik metinler okuyabiliriz diye düşünüyorum. Nasıl etkileyeceğini ya da etkileyip etkilemeyeceğini bilmek zor. Belki de bir etki görmek için daha güçlü ve vurucu olaylara ihtiyacımız vardır, bilmiyorum. Geçmişteki savaşlar, devrimler hatta salgın hastalıklar elbette daha vurucu ve etkileyiciydi ancak duygular bu kadar hızlı yayılıp paylaşılamıyordu. Belki de bu yüzden, artık değişim için daha küçük olaylar yeterli olabilir. Geleceği beklemek heyecanlı değil mi?

Beğenip beğenmediğiniz konusunda hiçbir fikrimiz yok...

O yüzden bu yazıya geri bildirim verebilir misiniz?

Ortalama oy: 5 / 5. Oy sayısı: 1

İlk defa oylanacağım...

Beğendiğinize sevindik...

Peki sizinle sosyal medyada da buluşmak istesek...

Tüh...

Beğenmeme nedeniniz öğrenebilir miyiz?

Dökün içinizi gitsin...