Aşıklar Bayramı, insana dair tüm duyguları filtrelemeden, samimiyetle ve çığlık çığlığa içimize akıtıyor. Herkesin bir zamanda geride bırakmak zorunda kaldığı şeyler olduğunu düşünürsek, bu kitap için de hayatın sayfalarca önümüze çıkarılması diyebiliriz. Çünkü karşılaşma ile başlayan bu hikaye daha sonra pişmanlıkların, söylenmek istenip de susulanların dile gelmesi ve gideceği, gitmesi gereken yere doğru yola koyulmasını okura bir yolculukta anlatıyor. Bu yolculuğun okura öğrettiği en önemli noktalardan birisi de bazı sözlerin düşünüldüğünden daha zor dile getirilebildiği olarak yorumlanabilir. Tek nefeste söylenebilecek bazı cümleler bazen uzun yollar boyunca uğraşılsa da ağızdan dökülemeyebiliyor. Karakterlerin yaşadığı bu zorluğu ve karşılıklı mücadeleyi Kemal Varol anlatımı ile okumak ise günümüz dönem edebiyatı okurları için bulunmaz bir zenginlik haline geliyor.

       Kemal Varol, eserlerinde özellikle duyguları ön plana alıp geriye kalan her şeyi bu duyguların etrafında şekillendiren bir yazar olarak karşımıza çıkıyor. Kullandığı bu üslup onu gerçeğe yaklaştırmakla beraber okur ile ortaklaşmasına ve insanlığın ortak hisleri olan duyguları paylaşmayı da beraberinde getiriyor. Okurun kitap karakterleri içerisinde kendisi ile bağdaştırdığı bir karakteri bulması ve dünyaya kendi penceresinden bakan birilerinin olduğunun tezahürünü yapması okur açısından kitabın değerini de katlıyor. Bu da Kemal Varol kitaplarının izlerinin derinleşmesine katkıda bulunuyor.

      Kemal Varol’un eserlerinde kullandığı dilin okura bu kadar temas edebilmesinin bir diğer sebebi de kendisinin şiir geleneğinden gelmesi olarak gösterilebilir. Şiir diline hakimiyeti, öykü ve romanlarda da detaylı ve incelikli anlatımı ön plana çıkarabiliyor. Bu anlatım da okuru sıkmadan ve yormadan olayın içerisinde tutmaya yardımcı oluyor. Aşıklar Bayramı kitabını da sadece bir karşılaşma hikayesi veya yolculuk hikayesi olmaktan çıkaran en büyük detay olarak Kemal Varol’un kullandığı şiir dilinin etkisini gösterebiliriz.

      Aşıklar Bayramı kitabının alt metinlerini yakalayabilen okur, yazılandan daha farklı ve incelikli karakterler ile karşılaşacaktır. Söylemeye çekinilen her şeyin bir bakış, bir teklif veya bir iç çekiş ile anlatılmaya çalışıldığının ayrımını yapabilenler için daha farklı bir havaya bürünen Aşıklar Bayramı, ilerleyen sayfalar ile birlikte okurun belleğinde sona yaklaşan her şeyin aslında yeniden başlamaya da ne kadar yakın olduğunu gösteren bir kitap olarak yer edecektir. Birbirine benzeyen hayatları, yine birbirine benzeyen sonların beklediğini gördüğümüz bu hikayede, asıl dikkat edilmesi gereken unsur insanın geride kalanlara duyduğu özlemin, karşısında ne olursa olsun ona karşı ağır bastığıdır. Verilecek son nefesten önce neyle karşılaşacağına bakmaksızın, yine de geride bıraktıklarının veya bırakmak zorunda kaldıklarının yanına uğrayıp da bu dünyadan geçmek isteyenlerin psikolojisini de işleyen Aşıklar Bayramı bu bağlamda psikolojik yıkıntının da okura hissettirildiği bir roman olarak değer kazanmaktadır.

      Psikolojik unsurların sıklıkla işlendiği Aşıklar bayramı, aynı zamanda Kemal Varol’un önceki romanlarından da beslenmektedir. Çok gerekli olmasa da Önceki kitaplarını okuyan okurların Aşıklar Bayramı kitabına daha kolay adapte olup, olaylara bağlanabileceği öngörülebilir. Kemal Varol’un kitaplarında sıklıkla karşılaştığımız farklı müzik türlerinden örnekler de yine Aşıklar Bayramında mevcut. Okura sadece kitap okuma imkanı değil aynı zamanda güzel müzikler de sunan Kemal Varol’a edebiyatımıza kattığı değer için ne kadar teşekkür etsek eksik kalacaktır.