Karakomik Filmler Mısır ve bilet krizi sonucu vizyondan çekilen Karakomik Filmler, hem Cem Yılmaz’ın eseri olması hem de sansasyonlar nedeniyle izleyicide beklentiyi bir hayli arttırmıştı. Mottosu ise tek bilete iki film. Orta metrajlı iki filmden oluşuyor: 2 Arada ve Kaçamak. Cem Yılmaz filmlerinde her zaman komedi unsurunu aramayan biri olarak elimden geldiğince objektif bir şekilde incelemeye çalışacağım ancak spoiler içerebilir. Şimdiden söyleyelim.

İlk film 2 Arada’da arabalı vapurda çalışan Metin’in hikayesi anlatılıyor. Başka film ve dizilere gönderme yapmayı seven Cem Yılmaz, bu filmde de eski bir Amerikan yapım olan The Love Boat dizisindeki Isaac karakterine gönderme yapıyor. Isaac’e büyük hayranlık duyan Metin’e tüm tanıdıkları Ayzek diye hitap ediyor. Bizim Ayzek, yıllardır arabalı vapurda çalışan ve hatta orada yaşayan gariban bir karakter. Ön dişlerinin olmaması, Ayzek’te ciddi bir özgüven eksikliğine sebep oluyor. Bu özgüven eksikliği ve ezik hissetme durumu hem iş yaşantısında hem de özel hayatında etkisini gösteriyor. Öyle ki işten kovulmamak ve sevdiği kız ile evlenebilmek için dişlerini yaptırması gerektiğine inanıyor. İş arkadaşları tarafından da dışlanması cabası… Durum böyle olunca Ayzek ile izleyici arasında bir yakınlık kuruluyor. Tam da bu noktada belirtmeliyim ki diğer karakterlerin üstünkörü anlatılması, bence filmin eksik yanlarından biriydi. Ayzek dışındaki karakterler de toplumda sıklıkla gördüğümüz, hayatın içinden insanlar ancak filmde alelacele anlatımdan öteye gidilmemiş. Keşke bu kişilere de derinlik katılmış olsaydı… Çok keyifli bir uzun metrajlı film olabilecekken bu haliyle yarım kalmış ve biraz aceleye getirilmiş gibi.

2 Arada ile bahsetmek istediğim diğer bir konu ise sonu. Filmin yarısında hayal sekansı var. 21.yüzyılda hala bu tekniğin kullanılması hayal kırıklığı yarattı. Bu sekans, Ayzek’in ruh halini anlatmakta başarılıydı. Dişlerini yaptırdıktan sonra hırslanan, mesleğini kaybetmemek için arkadaşlarını satan ve bastırılmış eziklik duygusunun öfkesiyle her şeye sahip olmaya çalışan bir karakterle karşı karşıyaydık. Boş vapurda çay dağıtma sahnesi gibi bazı sahneler oldukça etkileyiciydi ancak bu o kadar uzun sürdü ki… Hatta bir yerden sonra yokuş aşağı yuvarlandığımızı, senaryonun bu noktadan sonra toplanamayacağını hissettim. Ayzek için en mutlu ve en güvenli sonu yazma çabasıydı belki de, ama filmin akışını bozduğunu düşündüğümü de söylemeliyim. Üzülerek belirtmeliyim ki hayattan özenle seçilmiş karakterler içeren, senaryosunda zayıflıklar bulunan bir film oldu benim için. İkinci film ise Kaçamak. Bu filmde, Cem Yılmaz filmlerinde görmeye alışkın olduğumuz oyuncular başrolde bulunuyor. Bayi toplantısı gibi bahanelerle eşlerine/sevgililerine yalan söyleyen dört erkeğin, spa merkezindeki hafta sonlarını izliyoruz. Eşinden korkan ve yalanı ortaya çıkmasın diye şekilden şekle giren Salih(Zafer Algöz), geldiği için çok pişman olan ve kandırıldığını düşünen İbrahim(Özkan Uğur), akşam kadınlarla birlikte olacağını sürekli yineleyen ve heyecandan yerlerinde duramayan Aytaç(Can Yılmaz) ve Neco(Necip Memilli) karakterleri ile aslında farklı versiyonlarını defalarca izlediğimiz bir erkek komedisi. Diyaloglarındaki yapaylık ve yinelenme, filmi monotonlaştırdı. Bu noktada bir sahneden bahsetmeden geçemeyeceğim. Umarım ayağıyla köpek kakasına basıp küfreden Salih’in komik olması amaçlanmamıştır. Zira bu tarz ucuz komedi sahneleri, Cem Yılmaz’ın çizgisine hiç yakışmıyor.

Tabi olaylar eşlerini aldatma ile kalmıyor. Bir uzay gemisinin Salih’i kaçırması üzerine senaryo başka katmana geçiyor.Dört arkadaş ve spa merkezi sahibinin kaçırılan köpeği kurtarma çabası senaryonun eğlenceli bir çıkış noktası olarak seçilmiş ancak konunun işlenişi oldukça zayıf. Bilimkurgu parodisinin başarılı bir ismi olan Cem Yılmaz’ın böyle bir filme imza atması, büyük bir hüsran. NASA ekibi, Amerikan generaller gibi klişeleri de barındıran filmde uzaylı kılığındaki insanlarla konuşmalar ufak bir tebessüm yaratsa da istenen seyirci tepkisini yakalamaktan çok uzak. Özellikle uzaylının köpeği kaçırma sebebinin, “Biz dostuz.” mesajının uyarlanması oluşu; üzerinde gerektiği kadar düşünülmemiş, çalakalem bir senaryo olduğu hissi uyandırıyor. Arrival filmine göndermeler bulunan ikinci film Kaçamak, sinemaseverlerin çoğu tarafından sınıfta kalmış bir eser. Benim görüşüm ise senaryoyla ya da oyuncularla yakınlık kuramadığım, hislerimi etkilemeyen bir film olduğu yönünde.

Beğenip beğenmediğiniz konusunda hiçbir fikrimiz yok...

O yüzden bu yazıya geri bildirim verebilir misiniz?

Ortalama oy: 1 / 5. Oy sayısı: 1

İlk defa oylanacağım...

Beğendiğinize sevindik...

Peki sizinle sosyal medyada da buluşmak istesek...

Tüh...

Beğenmeme nedeniniz öğrenebilir miyiz?

Dökün içinizi gitsin...