Haftanın önerisi öyle kıyıda köşede kalmış, keşfedilmeyi bekleyen bir kitap değil. Öyle kitaplar seçmeye çalışıyorum ama Körlük hakkında birkaç kelam etmek geldi içimden. Özellikle içinde bulunduğumuz şartlarda. Hem toplumsal, hem siyasi açıdan.

Anlatımın iki yolunu da çok iyi işlemiş bir roman Körlük. Yani hem gerçek/somut körlük şartlarını anlatmada başarılı, hem de verdiği alt metinle birçok şey anlatmaya çalışıyor aslında. Devlete, dine ve topluma yönelik birçok mesaj içeriyor. Değerli gördüğüm şey ise kurguyu, alt metinleri rahatça verebilmek adına gerçeklikten ve tutarlılıktan uzak bir şekilde kurmayıp alt metinsiz okunduğunda gerçek körlük şartlarını başarılı şekilde verebiliyor. Bu, önem verdiğim bir konu.

Hala okumamış olanlar varsa Kırmızı Kitap’tan çıkan Körlük’ü okumanızı öneriyorum.

Aslında hepimiz biraz kör değil miyiz?