Jeanette Winterson, 1959 doğumlu İngiliz yazar. Türkiye’de çok popüler olduğu söylenemez ama siz yine de onu “Tek Meyve Portakal Değildir”den hatırlıyor olabilirsiniz. Birçok kitabı var ve dünyada sevilen bir yazar. Yazar hakkında kısa bir bilgiden sonra Vişnenin Cinsiyeti‘ne geçelim.

Okumaya başladığınız andan itibaren ‘ilginç bir kitap’ etiketini zihniniz kendiliğinden yapıştırıyor zaten. İsminden de belli değil mi? Kitabın arkasında kitabı tanımlamak için: “Vişnenin Cinsiyeti hayal gücüne yazılmış bir güzellemedir,” denilmiş. Bence tam olarak öyle. İçinde belli başlı mesajlar barındırsa dahi hayal gücü, kendini yoğun bir şekilde gösteriyor.

Kitabın çok güzel bir önsözü olduğunu söylemeden edemeyeceğim. Yazarın kendi yazdığı bir önsöz bu, birçok metafor barındıran ve yine göndermeleriyle okuması çok keyifli bir önsöz. Büyüme çağındayken, o her şeyin karmakarışık olduğu dönemde yüzümü kitaplara gömerdim, oksijen maskesi niyetine. Kendi hava kaynağımdan emin olmak için yazarlığı seçtim. diyor Jeanette Winterson. Sanıyorum ki birçok kişinin edebiyat fikrini bulabileceği bir önsöz. Keyifli.  

Jordan ve annesinin hikayesi olarak başlıyor kitap, 17. yüzyılın İngiltere’sinde. Jordan’ı Times nehrinin kıyısında buluyor Köpekli Kadın ve sonra ona annelik yapmaya başlıyor. Olaylar çok yoğun bir hayal gücünün gölgesinde gelişmeye başlıyor. Kadının devliğinden tutun da, Dans Eden 12 Prensesin Öykü’süne kadar her şey hayal gücünün süzgecinden geçiyor belki de. Bir masal gibi okuyorsunuz, yalnız daha ciddi. Bir sonraki sayfada ne olacağını hiçbir şekilde tahmin edemeyeceğinizden dolayı heyecanınız da hiç kesilmiyor. Akan bir nehir gibi kitap, tüm kolları hayal gücü denizine çıkıyor.

Bu noktada Pınar Kür’ün çevirisinin güzelliğinden de bahsetmek lazım. Akıcılığı bozmamış, yalın cümlelerle kitabın büyüsünü korumuş. Birkaç yerinde olmayan ifadeyi göz ardı edersek, kesinlikle usta işi çeviri diyebiliriz.

Sel Yayıncılık’a sevgimi de söylemeden edemeyeceğim. Böyle çok değerli yazarları bulup çevirmek, her yayınevinin harcı değildir. Marquez’i, Albert Camu’yu çoğu yayınevi basmak ister elbette, ancak Jenanette Winterson gibi yazarları basmak cesaret ister. Çünkü hem hayattadırlar, hem de kendi isimlerini dünya edebiyatının usta isimlerinin arasına yazdıramamış olabilirler. Fakat bu onların değerini hiçbir şekilde düşürmez. Burada yayınevine düşen görev, bu tarz kitapları bulup basmaktır ki Sel Yayıncılık bu görevi layıkıyla yerine getiriyor. Türkiye’de birkaç yayınevi daha bunu yapan, belki de çok bilinmeyen, her yerde görünmeyen. Bu tarz çok popüler olmayan kitapları okumak, emin olun çok keyifli ki yine de popüler olmuş bir kitaptan bahsediyoruz.

Popüler kitaplar okuduğunuzda okuyabilecekleriniz sınırlanır, belki her ay bir kitap, dahası yok. Ancak aşırı popüler olmamış kitaplara yöneldiğinizde, yerlisiyle yabancısıyla, önünüzde koca bir dağın olduğunu fark ediyorsunuz. Okuyacak öyle çok kitap var ki… Ve bu okuduğunuz fazla popüler olmayan kitaplar, Vişnenin Cinsiyeti gibi çok keyifli çıkıyor, diğer kitapları merak ediyorsunuz. Okuma aşkınız belki daha da alevleniyor. Diyeceğim o ki, Çok Satanlar’ı en azından bir süreliğine bir kenara bırakalım. Çok satmayan, ama emin olun ki sanat ve keyif açısından çok daha büyük bir kaliteyi barındıran belki binlerce kitap var yayınevlerimizde. Sel Yayıncılık da onlardan biri. Sözün kısası, Vişnenin Cinsiyeti, insana, bir zamanlar bir hayal gücünüzün olduğunu hissettiriyor. Beraber bilinmez yolculuklara, rüya şehirdeki olaylara atılıyorsunuz. Kitaba dair fazla ayrıntı vermekten, kurguyu veya konuyu anlatmaktan kaçınıyorum. Çünkü hayal gücünün büyüsünü bozmaktan korkuyorum. Okunmalı. Keyifle.