İçtengelim'in 5. yazısında konu 24 yaşında olmak. Yetişkinliğin sadece hormonal olarak değil, maddi olarak da kendini göstermesi. Uzun atlamadaki sıçrama anı.

Şimdi #24’üm, karanlık tek gördüğüm
Yarınım muallak, geleceğim kördüğüm
Büyümem lazım da bilemem nasıl
Tek bildiğim içimdeki çocuğu gömdüğüm

Dolu Kadehi Ters Tut, 24

Dudaklarım kilitli. Hoşça kal bu gün
Sen de yolcusun. Dünlerimde sorgusun
Ve 24’lük yorgunsun
Git de dinlen gidenlerle!
Yarınım kapıda bekliyor ve son veda zamanı

Sagopa Kajmer, 24

24… Uzun atlamadaki sıçrama tahtası gibi bir yaş. Öncesinde olabildiğince hızlı koştuğun, üzerinde olabildiğince güçlü sıçramaya çalıştığın ve sonrasında olabildiğince uzağa erişmek için her şeyini verdiğin…

Köklü değişimlerin yaşı. Kişiden kişiye elbet değişir ancak benim için lisans eğitiminin sona ermesi, geleceği planlayıp gerekli adımların atılması ve belirsizlikler içinde beklemekle geçen günler. Tam anlamıyla yetişkinliğe geçiş.

Sadece benim için değil, 24 birçok insan için de zor bir yaş olacak ki hakkında şarkılar yazılmış. Dolu Kadehi Ters Tut ve Sagopa Kajmer’in şarkıları da büyümekten, geride bir şeyler bırakmaktan bahsediyor. Bir anlamda tescillenmiş bir yaş diyebiliriz. Şimdi 23 ve 25 ile ilgili de şarkılar bulabilirsiniz ancak bu benim 24’e dair sübjektif görüşlerimi değiştirecek değil. Belki seneye değiştirebilir.

Geçenlerde aklıma şu düşünce geldi: gelecekten biri gelse ve “istediğin ve hayal ettiğin şeyleri başaramayacaksın, haberin olsun” dese… O kadar rahatlardım ki. Geleceğin sorumluluğunu taşıyorum. Nihayetinde bu, sonunda başarılı olup olmayacağının belli olmadığı bir yol. Hangi yola çıkacağımın kararını da tam olarak bugünlerde veriyorum. Sonuna kadar gelmeme rağmen hedeflediğim mesleğe, istediğim yaşam ve çalışma koşullarına ulaşamadığım bir son beni mutsuz eder. Ancak biri başaramayacağımı söylese bu yola hiç girmem. Başarının gelecek 10 yıl içinde saklı olmadığı, verdiklerinin karşılığını kısa sürede alabileceğin yeni yollar arar bulurum. İdeallerim değişir. İlk amacım hayatımı devam ettirebilecek kadar para kazanmak olur. Geriye kalan vaktimi neye harcayacağım ise manevi yönden hayat kalitemi belirler.

Umarım başarısızlık (görülecekse) yolun sonunda değil, başında görülür ve manevra için yeterli alanım olur. Temel korkum başarısızlık değil. Başarısızlık hissi elbette yaralayacaktır ancak büyük yıkımlara yol açmadan üstesinden gelinebilir. Asıl korktuğum şey, başarısızlığın getireceği yaşam tarzı. Kendi evinde kendi düzenimi kuramamak. İşsizlik. İlerlemenin mümkün olmadığı bir işte, tüm gününü harcayarak sadece yaşayacak kadar para kazanmak. Geleceğe dair plan yapmakta ve hedefler belirlemekte zorlanmak.

İlk adımımın başarılı olup olmayacağı bu yılın sonuna kadar belli olur. İlk adımdan sonra birkaç yıl hemen bir karar almam gerekmez. Sonra tekrar adımlar atmam gerekir, başarısı muallak. Eğer ayakta kalabilirsem artık yolda sonuna kadar gidip gitmeyeceğimi belirleyen son bir adımımım daha olur. Şu an elbette ilk hedefim yola başarılı bir adımla girebilmek. Ancak bu yola çıkma serüveninde de insanın aklından çıkmayan birçok soru oluyor. Nasıl bir hayat istiyorsun? Çok istemediğin ama olsa da olur dediğin şeyler ne? İstediklerine ulaşabilecek kapasitede misin? Hayal aleminde mi yüzüyorsun, yoksa gerçekçilik payı var mı? Çok sevmediğin bir işte çalışırsan yıllar sonra ne kadar pişman olursun? Gibi ve gibi…

Sonuç olarak bu ülkedeki her gencin bir miktar da olsa yaşadığı belirsizlik ve karar dönemindeyim. Daha önceki kararların hepsi, mesleğinin niteliğinde etkili olacak olan eğitimi belirleyen kararlardı. Şimdi ise bu eğitimlerin sonunda doğrudan çalışma alanını belirleyecek noktadayım. Başvurular yaklaşırken günlerin belirsizlerle geçiyor olması huzursuz ediyor. Yeterince cesur muyum yoksa fazla mı cesurum? Bunu kestiremiyor olmak rahatsız ediyor. Nihayetinde vaktim, tüm bu bunaltıları bastırıp günleri bitirmeye çalışarak geçiyor. Uzun atlamacının sıçrama tahtasına doğru son adımını attığı, ayağının sıçrama tahtasının neresine nasıl basacağının saliseler sonra belli olacağı andayım. Ağır çekimle, hem de oldukça ağır bir çekimle olacakları izliyorum.

Beğenip beğenmediğiniz konusunda hiçbir fikrimiz yok...

O yüzden bu yazıya geri bildirim verebilir misiniz?

Ortalama oy: 5 / 5. Oy sayısı: 1

İlk defa oylanacağım...

Beğendiğinize sevindik...

Peki sizinle sosyal medyada da buluşmak istesek...

Tüh...

Beğenmeme nedeniniz öğrenebilir miyiz?

Dökün içinizi gitsin...