Punk ile heavy metal arasına olumlu olarak sıkışmış Joseph Poole tarafından 2004’te kurulmuş, yarı solo, yarı ekip işi olan Amerikalı grup. Poole’un kendisi de uzun süredir Wednesday 13 olaak tanınıyor.

Diskografi:

– Transylvania 90210: Songs of Death, Dying, and The Dead (2005) 
– Fang Bang (2006)
– Skeletons (2008)
– Calling All Corpses (2011)
– The Dixie Dead (2013)
– Monsters of the Universe: Come Out And Plague (2015)
– Condolences (2017)
– Necrophaze (2019)

Poole’un solo işleri olarak bilinen Wednesday 13 hakkında, özellikle internette geniş açıklama bulmak biraz zor. Belki röportajlarından, biraz da iyi hazırlanmış Wikipedia sayfasından eleye eleye bi’ şeyler bulabilirsiniz. Ben bulduklarımı bir araya getirip üzerine de kendi anılarımı koyarak yazayım istedim. Kimi yerde grup, kimi yerde “Solo iş bu” diyebilirim; kafanız karışmasın. Grubu nasıl nitelendirirsem nitelendireyim; sonuçta, Poole ve grup elemanlarından bahsediyor olacağım.

Joey Jordison ile birlikte kurdukları Murderdolls, Poole’un en ünlü işi aslında. Ama Wednesday 13 adını hem grup hem de bireysel olarak kullanmaya başladıktan sonra, Murderdolls’u önemseyen çok az kişi kalmıştır (Zaten Murderdolls da 2011’de dağıldı). Poole’un Wednesday 13 öncesindeki grupları ise “Psycho Opera and Maniac Spider Trash” ve “Frankenstein Drag Queens From Planet 13”. İlgi çekici isim bulma konusunda sorun çekmeyen Poole, Wednesday 13’den sonra yan projelere de girişmişti. Onları da “Bourbon Crow” ve “Gunfire 76” adı altında toplamak mümkün (Bourbon Crow adının hikayesi de pek sevimlidir: Poole bir alkolik. Alkolü bırakma kararını dede olduktan sonra alıyor. “Hiçbir albümü ayık olarak kaydetmedim. Bundan sonra durumlar farklı olacak” diyor. Karardan önce kurduğu Bourbon Crow’u dağıtmayı da düşünüyor ama grup elemanlarına ayıp olur diye vazgeçiyor).

Benim Poole’u keşfetmem, bir Motörhead coverı olan “R.A.M.O.N.E.S.” ile oldu. Orijinali aşmış bir Lemmy Kilmister şaheseri olan şarkıyı, Poole’un speed metal sınırlarına çekme çabasından etkilenmiştim. Kısacık şarkıyı, sonradan “horror punk” türünde yapmadığı kalmayacak olan Poole’un sadece hızını değiştirmekle kalmayıp orijinalinden daha eğlenceli hale getirdiğini de düşünmüştüm. 2013 çıkışlı The Dixie Dead’e kadar da Poole’u pek takip etmedim. The Dixie Dead, Poole’un eski heavy köklerine döndüğü, horror punk adı verilen; akor aralarında bolca korku filmi efekti bulunan, Rob Zombie’nin sesine oldukça yakışan türden biraz uzaklaşıp popülerliğini artırmaya çalıştığı bir albüm bence. Blood Sucker’la albüme alev veren, Curse The Living’le arada giren aksak ritimleri dinleme olanağı sağlayan, Hail Ming’le horror punk’a selam çakan, Fuck You (In Memory Of…)’la “İçimdekileri kusuyorum!” mottosunu hayata geçiren, Carol Anne… They’re Here’la “Geliyorlar, kaç gızım!” çığlıklarını bünyeye yediren, Hands of the Ripper’la biterken gene hızı artıran bir albümdü. 2 nefis şarkıyı ise, sona sakladım: Albüme adını veren, ritmikliği dinleyenin beynine çakan, altyapısını oluşturan “vıcı vıcı”lardan son sürat zevk almayı sağlayan The Dixie Dead ve “Mezarını kendin kazdın, piç!” mottolu, fena halde gaza getiren Get Your Grave On. Bu iki şarkı yaklaşık 10 yıldır arşivimde ve beynim unutmak istemiyor; günlük hayat sıkıntıları boyumu aştığında, ara sıra dinleyip zevkten deliriyorum. Sanırım Poole’un horror punk’tan biraz uzaklaşarak neler yapabileceğini tekrar görmesini, dinleyici olarak “Hepinizin ağzına sıçayım ulan!” kükremeleriyle eşleştirerek anlamak insanı gaza getiriyor. Poole’un alkolle yıkanmış hayatında halen müzik üreten biri olarak kalma çabasını da, The Dixie Dead albümüyle birlikte, “Dev Saygı Kutusu”nun güzel bir yerine koydum ve hem albüm hem de Poole halen orada durmaya devam ediyor.

Geçen yıl satışa sunulan Necrophaze’i de birkaç ay önce dinleme fırsatım oldu. Gene, neredeyse 10 yıl dinlemeye ara verdiğim Poole’un aradan geçen yıllarda ne kadar değişmiş olabileceğini merak ediyordum. Necrophaze, Poole’un horror temasını iyice öne çıkardığı, punk kısmının üzerini biraz kazıdığı; müzikten ziyade, sözlerin tamamını etkilediği bir albüm. Albümü açan ve albüme de adını veren Necrophaze, 1 buçuk dakikalık introsunda, anlamını, albüme neden adını verdiğini ve Poole’un yıllar içinde iyice çatallanmış sesinin çapını açıklıyor. Albümün tamamına etki eden ritmik ama hafif müzik, Necrophaze’in sözleri öne çıkaran altyapısının da kökünü oluşturuyor. Hemen hemen her şarkının başında bir intro, bir konuşma ve sizi korkutma teması var. Bring Your Own Blood’ın “Ok guys, get it straight, coolest party at the year, everbody’s gonna be here. Don’t make me look like an idiot!” girişindeki kısmını kim söylemişse, tüyler ürpertme noktasında sesini değiştirmesine dahi gerek kalmamış; sikindirik bir partiden bahsederken bile “Ciğerlerinizi deşeceğim ve bunu kafa sallayarak yapacağım!” hissini dipten ve derinden verebilmiş. Zodiac, albümün en iyi girişe sahip şarkısı. Tahmin edebileceğiniz üzere, ünlü seri katili anlatıyor. Monster, albümün en ritme bağlı, sözlerini önemsememeyi tercih edeceğiniz şarkısı olmuş. Poole’un kan kaynatan akorlar bulmakta başarılı olduğu kadar, “Müzikalitenin dibine iniyoruz” amacını sırtlanmış akorlar üretmede de pek eksiği olmadığını anlıyorsunuz. İyi bir film müziği olur bu şarkıdan. Albümde gözüme çarpan son iki şarkı da; korku temasını -core bezeli rifflerle yansıtan (Çift cross şarkı boyunca devam ediyor neredeyse) The Hearse ve Arch Enemy’nin genel müzikal altyapısını andıran Bury The Hatchet. Albümün sürprizi ise, W.A.S.P. şaheseri olan Animal (Fuck Like A Beast) coverı. Düzenlemesi de iyi olmuş. İçinde bol miktarda bulunan Alexi Laiho’nun varlığı ise, şarkıyı birkaç kademe yukrıya taşımış.

Joseph Poole’u dinlemeye gene 10 yıl ara verip vermeyeceğimi düşünerek bitireyim. Horror punk, hafif heavy, hafif punk; türüne ne derseniz deyin; Poole’un 1992’den beri inşa ettiği, her grubunda, her albümünde kendini geliştirmeye dayalı bir müzik ortaya çıkarmak için kıçını yırttığı (ve hatta bu uğurda alkolü dahi bıraktığı) da aklınızdan çıkmasın. Sana saygı duymayı bırakmayacağım Poole. Odin yolunu açık, karaciğerini tertemiz, dedeliğini daim tutsun.

Metni Kulzos üzerinden, https://kulzos.com/entry/191613 linkinden de okuyabilirsiniz. Yazarın izni ve isteği dahilinde KifiSanat’a alınmıştır.

Beğenip beğenmediğiniz konusunda hiçbir fikrimiz yok...

O yüzden bu yazıya geri bildirim verebilir misiniz?

Ortalama oy: 0 / 5. Oy sayısı: 0

İlk defa oylanacağım...

Beğendiğinize sevindik...

Peki sizinle sosyal medyada da buluşmak istesek...

Tüh...

Beğenmeme nedeniniz öğrenebilir miyiz?

Dökün içinizi gitsin...