Trembling Crown

      Adı, FRP oyunlarından bileceğiniz goblet (yani kadeh) anlamına gelen, 4 yıldır Heavy Metal yapan Fin grup. 1 Demo ve 1 EP’den sonra, ilk albümleri Trembling Crown’ı 2020 bitmeden satışa sunabilmişler.

      Grubun yaptığı heavy ne ’80’lerin cayır cayır elektro riffli heavy’si ne de ’90’larda yediği son kurşundan sonra (“Again and again, f..k you Grunge!”) şaha kalkmaya halâ gayret eden, yenilikçi, hıza dayalı bir heavy. Sözlerin oldukça başarısız ve etkisi kaldığı, genellikle koro destekli vokale bel bağlayan, Old-school heavy ile tek bağlantısı keskin riffler ve duygulandıran sololar olan bir tür bu. Grup elemanlarının yetkinliğinden ziyade, Chalice’in ürettiğinin heavy olup olmadığını bile tartışabilirim. Tartışırım da, ta ki Mikael Haavisto’nun ruhu ince ince dilimleyen irili ufaklı sololarını duyana kadar (Albümü açan Night’s Hand’in 4. dakikasını işaret ediyorum). Sanki Santana‘nın Chalice’e dahil olmayı tercih ettiğini ve akustik gitarıyla birlikte poz verip “Merhaba. Ben de buradayım” dediğini hissediyorsunuz. Distortion’ı dibe kadar kısık bir elektroyla atılmış soloları beğenebileceğimi hiç beklemiyordum, şaşırdım. Vokali de yapan, ritimci Verneri Benjamin Pouttu’nun şarkılara kattığı derinlik de önemli. Bas ve davulu albüm genelinde pek duyamadığım için onlar hakkında ne iyi ne de kötü bir eleştiri yapabilirim.

      “Albümün tamamını tanıtma, tek şarkı yaz, ona göre biz değerlendirelim” derseniz, Karkanxholl’ü dinlemenizi şiddetle öneririm. Sözsüz olması, zaten temel altyapısı sıkıntılı şarkılar üreten bir grup için müthiş bir artı. Tekrar eden melodi şarkıyı biraz boğuyor, evet ama 1 buçuk dakika kadar sonra “Bir şeyler geliyor, hissedebiliyorum!” dediğiniz minik rifflerle şaha kalkmaya başlıyor. Ben Karkanxholl’ü stüdyoda kendi kendilerine doğaçlama bi’ şeyler çalan 2 gitarcıdan birinin ürettiğini düşünüyorum (Sözsüz heavy şarkıları için hep böyle düşündüm). Ardından davul ve bası da işin içine dahil ederek ilerlemiş ve tekdüze bir altyapının üzerinden akan nefis bir solo ortaya sunmuşlar. Benim tahmin ettiğim bu. Dinlerken hissettirdiği ise, 7 şarkılık albümün tamamını bir kalemde köşeye itebilecek düzeydeki tatmin duygusu. “Keşke albümü sadece bu şarkının üzerine kurgulasalarmış” diye de düşündüm çünkü ne demoda ne de EP’de bu şarkı var. Albümde de pek dikkat çekeceğini düşünmüyorum ama ben çok sevdim.

      Şu ana kadarki tek albümlerini Youtube üzerinden dinleyebilirsiniz. Pouttu ve Haavisto adına, umarım uzun soluklu bir grup olabilir, Chalice. Pek fazla ümit vaad ettiklerini söylemem ama Odin ellerinden tutarsa ve tizlere inebilen bir vokal gruba dahil olursa, önlerinin açık olabileceğini de düşünüyorum. En azından bu soloların birkaç yıl sonra unutulup gitmemesi için Odin’e dua edeceğim.

Beğenip beğenmediğiniz konusunda hiçbir fikrimiz yok...

O yüzden bu yazıya geri bildirim verebilir misiniz?

Ortalama oy: 5 / 5. Oy sayısı: 1

İlk defa oylanacağım...

Beğendiğinize sevindik...

Peki sizinle sosyal medyada da buluşmak istesek...

Tüh...

Beğenmeme nedeniniz öğrenebilir miyiz?

Dökün içinizi gitsin...