Fayyum, Mısır’da bir kent. Kahire’nin güneybatısında yer alıyor. Antik Mısır döneminin önemli kentlerinden biri. Roma İmparatorluğu yükselmeye başlarken Mısır Uygarlığı da yavaş yavaş çökme noktasına geliyor. Bunun sonucu, Mısır’ın Roma tarafından ele geçirilmesi. M.Ö. 30 yılından başlayarak M.S. 600’lü yıllara kadar, Mısır, Roma’ya ait. Bu dönemde Mısır kentlerine Romalı yöneticiler atanıyor, soylu aileler gelip yerleşiyor ve böylece Mısır’da bir Romalı nüfus oluşuyor.

      Fetihler, tarih boyunca farklı bakış açılarıyla değerlendirilmesi gereken olaylardır. Askeri olarak ele geçirdiğiniz, vergilerini toplayıp nemalandığınız ülke, bir de bakmışsınız ki, kültürel olarak sizi ele geçirmiş. Mısır’da da olan bu. Mısır’a yerleşen Romalılar, Mısır kültürünün etkisiyle ölülerini mumyalamaya başlamışlar. Roma mumyalarının Mısır mumyalarından önemli bir farkı var: Mısır’da sandukanın üstünde temsili bir maske yerleştiriliyor. Romalılar ise, mevtanın ahşap panel üstüne yapılmış son derece gerçekçi portrelerini yerleştiriyorlar, bu maskeler yerine. Ölüm Portreleri.

      İşte, bu portrelerin en yoğun olarak bulunduğu yer Fayum Nekropolü. Bu nedenle, bulundukları coğrafyanın adıyla Fayum Portreleri olarak anılıyorlar. Günümüzde sayıları 900’e ulaşan bu tip portre var. Ne yazık ki, büyük kısmı mezar soyguncuları tarafından ait oldukları mumyadan ayrılmış ve Avrupalı koleksiyonerlere satılmış. Bu yöntem, arkeolojik açıdan bilgi eksikliğine yol açıyor biraz. İlerleyen yıllarda, müze koleksiyonlarına girmiş bu portreler. Avrupa’nın büyük müzelerinin hemen hepsinde örneklerine rastlanabiliyor. En zengin koleksiyon, British Museum bünyesinde yer alıyor.

      Bu portreler çok başarılı, çok güzel, çok etkileyici. Son derece realistik. Günümüzden 1700 yıl kadar önce yaşamış ve ölmüş gerçek insanların gözlerinin içine bakıyorsunuz.

      Portrelerin yapımında iki ayrı boyama tekniği kullanılmış: biri Ankostik, diğeri Tempera. Ankostik boyama tekniğinde, boya pigmentleri eritilmiş balmumu içinde bulunuyor. Balmumu donana kadar süratle çalışılması gerekiyor. Bu nedenle, ankostik teknikle yapılan resimlerde daha geniş fırça vuruşları ve boya katmanlarının dokuları sezilebiliyor. Bu resimler, yapılış tekniği açısından Empresyonist Dönem’in resimlerini andırıyorlar. Balmumu, renk pigmentlerini daha iyi koruduğu için renkleri hâlâ çok canlı, pırıl pırıl. Tempera olanlar ise, daha ince ayrıntılar barındıran, daha detaylı çalışılmış resimler. Öte yandan, zaman içinde biraz solgunlaşmışlar. Her iki teknikte de, portreleri yapılan varlıklı kişilerin takıları altın varak uygulanarak öne çıkarılmış.

      Dönemin ortalama insan yaşamı pek de uzun olmadığından, portrelerin büyük kısmı genç insanlara ait. Arada birkaç çocuk portresine de rastladım. Üzerinden geçen bunca zamana rağmen, onlar biraz üzüyor.


Beğenip beğenmediğiniz konusunda hiçbir fikrimiz yok...

O yüzden bu yazıya geri bildirim verebilir misiniz?

Ortalama oy: 5 / 5. Oy sayısı: 1

İlk defa oylanacağım...

Beğendiğinize sevindik...

Peki sizinle sosyal medyada da buluşmak istesek...

Tüh...

Beğenmeme nedeniniz öğrenebilir miyiz?

Dökün içinizi gitsin...