İyi Bir Hikaye, 1972 yılında doğumlu Ercan Başer’in ilk kitabı. Kendisi Ankara’da makine mühendisliği yapmaktaymış kendisi. Kitabın 2016 yılında çıkmış olduğu düşünülürse Ercan Başer’in yeni kitabını beklemek için bir engel görmemekteyim.

İyi Bir Hikaye, 1972 yılında doğumlu Ercan Başer’in ilk kitabı. Kendisi Ankara’da makine mühendisliği yapmaktaymış kendisi. Kitabın 2016 yılında çıkmış olduğu düşünülürse Ercan Başer’in yeni kitabını beklemek için bir engel görmemekteyim.

2015 Ahmet Hamdi Tanpınar Roman Ödülü ile takdir edilmiş kitap. Bu ödüllere ne kadar güvenirsiniz -bu tarz ödülleri tamamen güvensizleştirmek doğru değil bana göre- bilmiyorum ama ben okunmaya değer bir kitap olarak görmekteyim.

E. (baş karakter), daha ilk sayfalardan kendinizi bazı yönleriyle özdeşleştirebileceğiniz ve tango kursuna yazılmak isterken farklı bir topluluğa katılıp sonrasında kendi hikayesini arayan bir karakterdir. Yaşadıkları, kitabın tanıtım yazısında “büyülü bir yazı serüveni” olarak adlandırılıyor. Kurgu anlamında daha güzel ve sağlam bir yapı mümkün olsa da yine de başarılı bir roman.

Yazarın dilini eleştiren birkaç yorum okudum. Yanlış hatırlamıyorsam “son dönem Türk yazarlarının sorunu olan üslupsuzluk” minvalinde bir görüştü. Açıkçası bu görüşe pek katıldığım söylenemez. Elbette anlatım daha başarılı olabilirdi, okurken “daha iyi olabilirdi” dediğiniz yerler tabi ki oluyor. Ancak romanı bütünüyle “üslupsuz” olarak nitelendirmek, öyle düşünüyorum ki Ercan Başer’e biraz haksızlık oluyor. Nedense yazarlardan süslü, süslü olmasa da zekice kullanım ve esnekliklerle okuru şaşırtıp keyiflendiren ve benim hoşlanmadığım ancak bazı okurların sevdiği zorlama benzetme ve lafı dolandırmalarla bezenmiş bir üslup bekleniyor. Okurun böyle bir beklentiye girmesini anlayabiliyorum, okuma deneyimi keyiflendiren bir metin isteyebilirler. Ancak bu kriterlere uymayan metinleri “üslupsuz”lukla nitelemek pek temeli olan bir düşünce gibi görünmüyor.

İyi Bir Hikaye’ye de bu açıdan baktığımızda Ercan Başer’in daha sade bir anlatımla kısa, doğal ve gereksiz ögelerden uzak bir üslup benimsediğini öne sürebiliriz. Elbette birçok kurgu için bu yetersiz gibi görülebilir ancak böyle bir kurguyla ve bu karakterlerle bu anlatımın uyumu kötü olarak değerlendirilemez bana kalırsa. Bir yazarın, üstelik birinci şahıs kullanan bir yazarın, tek bir üslup belirleyip hiçbir metninde bundan vazgeçmemesini uygunsuz ve anlatımın doğasına aykırı varsayarsak karakterler ve kurguyla uyumlu bir üslubun daha değerli olduğunu kabul etmek durumundayız.

Sonuç olarak okunmasını naçizane önerdiğim ve eksiklerine rağmen keyiflendirip kimi zaman da düşündüren bir roman. Umarım Ercan Başer’in ilkini tekrar etmeyen yeni bir kitabını görebiliriz.

Beğenip beğenmediğiniz konusunda hiçbir fikrimiz yok...

O yüzden bu yazıya geri bildirim verebilir misiniz?

Ortalama oy: 0 / 5. Oy sayısı: 0

İlk defa oylanacağım...

Beğendiğinize sevindik...

Peki sizinle sosyal medyada da buluşmak istesek...

Tüh...

Beğenmeme nedeniniz öğrenebilir miyiz?

Dökün içinizi gitsin...