Geçtiğimiz günlerde Kabataş’ta bir binanın duvarına 440 adet topuklu ayakkabı asıldığını gördük. Kadın cinayetlerine dikkat çekmek için yapılmıştı bu ve oldukça dikkat de çekti aslında. Bazı haber sitelerinde bu sergi “enstalasyon” şeklinde yer aldı. Peki nedir bu enstalasyon? Gelin beraber kısaca inceleyelim. 

Türkçedeki yerleştirme kelimesini karşılıyor enstalasyon. O yüzden “yerleştirme sanatı” şeklinde de çıkabilir karşımıza. Aslında isminden de anlaşılabileceği gibi bir nesnenin bir mekana yerleştirilmesi ve ortaya çıkan bağlamın bir estetik/anlam oluşturması şeklinde açıklanabilir. Yani diğer sanat dallarında pek önemli olmayan “mekan” kavramı, burada hayati öneme sahip oluyor çünkü nesne, çevresiyle beraber bir bağlama kavuşup anlama sahip oluyor. 

1960’larda bu yerleştirme terimi eserlerin sergilenme şekli, sırası ve düzeni (örneğin resimlerin duvardaki düzeni) gibi şeyleri nitelendirmek için kullanılıyordu. Sonrasında mekana dair farkındalık arttı ve eserlerin, içinde bulundukları mekandan bağımsız düşünülemeyeceği ve gözlenemeyeceği fikri gelişti. Sonrasında da bu fikir türlü yaratıcılıklarla önemli bir sanat türü haline geldi.

Umuyorum ki daha detaylı bilgi için iştah açabilmişimdir. Eğer incelemek isterseniz Robert Smithson’un yaptıklarına bir göz atabilirsiniz.