Hayata bakış açımı değiştiren kitap serisidir. Bunun içindeki psikoloji ve felsefe, okuduğum hiçbir kitapta yok. İnsana dair öyle tespitleri var ki okurken apışıp kalıyorsunuz, öküz oturuyor resmen.

Bu seri sayesinde insanlarla daha iyi anlaşmaya ve konuşmaya başladım. Eskiden biriyle tanışırken hep tedirgin olurdum. Eğer tanıştıran başka bir arkadaş yoksa herhangi biriyle tanışamazdım kolay kolay. Sadece tanışma kısmı değil olay, genel olarak ilişkiler konusunda beni fazlasıyla geliştirdi Dune.
Artık oldukça akıcı ve rahat konuşabiliyorum. Eskiden öyle değildi, iki kelime edince gerisi gelmezdi. Haliyle karşımdaki de sıkılırdı.

Sonra bu kitap sayesinde korkularımı yendim. Sıkıştığım yerlerde korkuya karşı duayı aklıma getirdim. Normalde duayla falan işim olmaz ha. Dinsizin tekiyim. Zaten bu duayı da dua diye değil, tamamen bir motivasyon kaynağı olarak aklıma getirdim. Sonuç inanılmazdı. Tedirgin olduğum, heyecanlandığım, korktuğum zamanlarda o kadar etkili oldu ki ben bile şaşırdım.

Kitaptaki bilgileri, konuşmaları, diyalogları, karakterlerin iç seslerini hep dikkatle okudum ve bunlardan kendime bir şeyler kattım. Özellikle Bene Gesserit öğretisi inanılmaz etkili oldu. Yaptıkları karakter analizleri ve çıkarımlar psikologlara taş çıkarır nitelikteydi ve hep bunlardan kendime ders çıkardım. Artık konuştuğum kişilerin hal ve hareketlerinden az da olsa düşüncelerini anlayabiliyorum.

Bakın daha okurken verdiği edebi zevkten bahsetmedim bile. Özellikle birinci kitabı okurken aldığım zevki daha hiçbir şeyden almadım. Kurgusu zaten şahane. Biraz bilim kurgu ve biraz da fantastik kurgu. Bir insan daha ne isteyebilir bir kitaptan?

C:\Users\Abdullah\Desktop\1_CGXvOYyqWeihTZSV8oqfaw.jpeg

Neyse, gelelim kitapla ilgili bilgilere.

İlk kitap 1965 yılında yazılmış. Basılmadan önce 10–15 kez reddedilmiş ve en sonunda otomobil kullanım kılavuzları basan küçük bir yayınevi tarafından basılmış. Yazar Frank Herbert yazmaktan vazgeçmemiş. Hatta bu eseri yazabilmek için 6 yıl araştırma yapmış. Çünkü kitabın içerisinde her türden bilgi, düşünce var. Siyaset, felsefe, ekonomi, din, sosyoloji, psikoloji ve hatta coğrafya. Kurgusu son derece sağlam olan serinin büyük bir bölümü çölde geçmektedir. Dune gezegeni hariç diğer gezegenlerde teknoloji daha iyi. İnsan kopyalayan ırklar bile mevcut. 1–2 km uzunluğunda devasa kum solucanları, uzay araçları, lazer silahları ve çeşitli teknolojik bilim kurgu terimleri barındıran öğeler mevcut.

Bütün bunların yanında, insan psikolojisini ve insanın özünü, iyilik-kötülük kavramlarını, felsefeyi ve siyaseti mükemmel harmanlayan bir üslup ve akıcı anlatımla mest ediyor insanı.

Kitabın içine girdiğiniz zaman çıkması oldukça zor. Ama girmesi de son derece zor. Çünkü kitap sizi direkt kurgu bir evrene gönderiyor. Evrenle ilgili çok fazla terim mevcut. Arapça kelimeler, değişik terimler, ırk isimleri ve tamamen başka bir dünya var karşımızda. Alışması zor ama ilk 200–300 sayfayı okuyabilirseniz gerisi su gibi akacaktır. Çünkü artık Dune evreniyle ilgili terimleri biliyorsunuz demektir.

Frank Herbert’in Dune’un yazım ve basım aşamasıyla ilgili kendi yazdığı bir yazısını paylaşmak istiyorum:

“Kitabın başarılı olup olmayacağıyla hiç ilgilenmiyordum. Sadece yazmaya yoğunlaştım. Oturup her şeyi toparlayarak yazmaya başlamadan önce altı yıl boyunca araştırma yapmıştım. Kitaba koymayı tasarladığım çok sayıda temayı iç içe dokuyabilme uğraşı, hayatımda öncesinde hiç sergilemediğim kadar yoğun bir odaklanmayı gerektirdi.

Dune, Mesih mitini araştıran bir öykü olacaktı.

İnsanların yaşadığı bir gezegeni bir tür enerji makinesi olarak göstererek farklı bir yaklaşım ortaya koyacaktı.

Siyaset ve ekonomi arasında birbirine bağlanmış ilişkileri irdeleyecekti. Mutlak kehanetin ve onun tuzaklarının incelenmesi olacaktı. Öyküde bir farkındalık yükseltici uyuşturucu yer alacak ve böyle bir maddeye bağımlılığın nelere yol açabileceği gösterilecekti. İçme suyu günümüzde giderek azalan petrol ve suyun sembolü olacaktı.

Hem çok yönlü çevrebilimsel bir roman, hem de insanlar ve insani değerlere ilişkin kaygıları hakkında bir öykü olacaktı. Kitabın her safhasında bu farklı boyutları göz önünde tutmak zorundaydım. Bütün bunlar kafamı yeterince meşgul ettiği için başka bir şey düşünmeye pek fırsatım yoktu.

Kitabın ilk yayımlanışından sonra yayıncılardan aldığım bilgilere hem geç ulaşmıştım hem de eksiktiler. Eleştirmenler kitabı beğenmemişti. Kitap yayımlanışından önce, on ikiden fazla yayımcı tarafından geri çevrilmişti. Basıldığında da hiç tanıtım yapılmamıştı. Ama yine de bir şeyler oluyordu.

İki yıl boyunca kitapçıdan ve okurlardan kitabı bulamadıklarına dair şikâyetler aldım. Whole Earth Cataloc kitabı övdü. İnsanlar bana telefon edip yeni bir tarikat mı kurduğumu sorup duruyorlardı.

“Kesinlikle hayır!” diyordum.

Başarının ne kadar yavaş geldiğini anlatmaya çalışıyorum. İlk üç Dune kitabı tamamlandığında, bu çalışmanın popüler olacağı artık açıkça ortadaydı. Hatta gelmiş geçmiş en popüler eserlerden biri olacağı ve tüm dünyada on milyon nüshasının satıldığı söyleniyordu. Şimdi insanların en sık sorduğu soru şu: “Bu başarı sizin için ne ifade ediyor.”

Bu başarı beni şaşırtmıştı, gerçi başarısız olacağımı da düşünmemiştim. Bu bir çalışmaydı ve onu ben yaptım. Dune Mesihi ve Dune Çocukları’nın bazı kısımlarını Dune’u tamamlamadan önce yazmıştım. Onları sonradan geliştirsem de ana öykü aynı kaldı. Ben bir yazardım ve yazıyordum. Başarılı olmam, yazmaya daha fazla vakit ayırabileceğim anlamına geliyordu.

Şimdi dönüp geçmişe bakınca, içgüdüsel olarak doğru şeyi yaptığımı fark ediyorum. İnsan başarı kazanmak için yazmamalı. Yoksa dikkati dağılır. Eğer yazıyorsanız, yaptığınız tek şey bu olmalı: Yazmak.

Yazar ile okuyucu arasında gayri resmi bir anlaşma vardır. Birileri kitapçılara gidip, bin bir güçlükle kazandıkları paraları(enerjiyi) sizin kitabınız için harcıyorsa, o insanları olabildiğince eğlendirmek boynunuzun borcudur. Benim de en baştan beri niyetim buydu.” Frank Herbert

C:\Users\Abdullah\Desktop\1_UiB60RDIGHqNcArxoLMvOQ.jpeg

Gelelim uyarlama film konusuna. 1984’te David Lync’in yönettiği Dune isimli film var. İzlemezseniz pek bir şey kaybetmezsiniz açıkçası. Başarılı olduğu söylenemez. Tabii bu benim kendi görüşüm, izleyip de sevenler olursa saygı duyarım.

Gelelim diğer çıkacak olan filme. 2020 Aralık ayında çıkacak olan filmin yönetmeni Arrival, Blade Runner 2049 ve Prisoner gibi filmlerle tanıdığımız Denis Villeneuve. Müzikleri ise Hans Zimmer yapıyor. Oyuncu kadrosu da belli oldu. Daha fazla ayrıntı isteyen filmin İMDb sayfasına göz atabilir: https://www.imdb.com/title/tt1160419/

Bu filmden beklentim oldukça yüksek. Gerek oyuncu kadrosuyla gerekse teknik ve yönetmen kadrosuyla iyi bir iş çıkacağa benziyor.

Ha bütün bunlardan önce ben kitapları okumanızı tavsiye ediyorum. Şu an İthaki Yayınları tarafında basımı yapılıyor diye biliyorum. Ben Kabalcı’dan okudum. İki yayının da çevirmeni aynı: Dost Körpe. Fakat Kabalcı basımında çok fazla yazım hatası var. İthaki yeni basıldığı için gözden geçirilmiş ve hatalar düzeltilmiştir diye umuyorum.

Gelelim kitapların okuma sırasına. Altı kitap var:

  • Dune
  • Dune Mesihi
  • Dune Çocukları
  • Dune Tanrı İmparatoru
  • Dune Sapkınları
  • Dune Rahibeler Meclisi

Bir de Frank Herbert’in ölümünden sonra oğlu Brian Herbert ve yazar Kevin J. Anderson tarafından yazılan yan kitaplar var. Evrenin içine daha detaylı girmek isterseniz bunları da okuyabilirsiniz.

Bence film gelmeden kitapları alın okuyun ve şu ana kadar neden okumamışım diye kendinize kızın. Sonra da film çıkar zaten. Onu da izlerseniz 2020’de kendinizi ödüllendirmiş olursunuz.

Beğenip beğenmediğiniz konusunda hiçbir fikrimiz yok...

O yüzden bu yazıya geri bildirim verebilir misiniz?

Ortalama oy: 5 / 5. Oy sayısı: 1

İlk defa oylanacağım...

Beğendiğinize sevindik...

Peki sizinle sosyal medyada da buluşmak istesek...

Tüh...

Beğenmeme nedeniniz öğrenebilir miyiz?

Dökün içinizi gitsin...