Decaying Days, 10 yıl önce kurulmuş Alman Melodik Death Metal grubudur. Kendi imkanlarıyla satışa sundukları 2 albümleri bulunmaktadır: The Fire Of A Thousand Suns (2017) ve The Unknown Beyond (2020).

 İlk albümü dinlemedim ama yorumlarını okudum. Grubun temel dinamiğini oluşturan, ritmik olduğu kadar iç karartıcılığı da bulunan riffler ile Manuel Klein’ın brutal vokal yeteneğine haiz olduğu kadar başarılı olabildiği growl vokali, şarkıların tamamında öne çıkan ayrıntılar olmuş. Fonda sürekli devam ettiğini sandığınız minik soloları duymaya çabalarken, Klein’ın gırtlağına da alışmış oluyorsunuz. Ayrıca, ritim takip etme zorunluluğunuzu da, gene Klein’ın vokaliyle aynı çizgide tuttuğunuz takip mesafenizin içinde ezbere ve doğrudan gerçekleştirmiş oluyorsunuz. Bu noktalarda grubun kolay dinlenilebilir bir müzik ürettiğini söylemek yanlış olmayacak.

 2020’nin son günlerinde satışa sunulan son albümlerini dinleme fırsatım oldu. Albüm Thrash soslarıyla başladığı için beni korkuttu çünkü ritimci olduğunu düşündüğüm Daniel Maurer’in neredeyse sürekli attığı akorlar fazlasıyla çiğ. Özellikle Melodik Death Metal’in çiğlikle arasının iyi olabilmesi için melodikliğinden taviz vermek zorunda kalacağını düşünenlerden biriyim. Yani, hem melodik olayım hem nefis riffler üreteyim hem de olabildiğince çiğ akorlarla fonu oluşturayım diye bir yöntem var, evet ama bunu uygulayan gruplar genellikle (benim tabirimle) “Dümdüz Death Metal” ürettiklerini de biliyorlar; yöntem farklılığı sebebiyle tür değiştirdiklerinin de farkındalar. Decaying Days’in melodikliği, yukarıda da yazdığım gibi, Klein’ın vokali devam ederken fonda çalan ve kalp damarlarınızı okşayan ritimler üzerinden ilerleyen bir yapıda. Bunu çiğ akorlarla bozmaya çalışan ritimciyi gruptan atardım ben mesela. İyi ki, son albüm özelinde, böyle bir çatışma mevcut değil. 8 şarkılık albümün hepsini dinlerken anlıyorsunuz ki, grubun taviz vermeyeceği belki de tek nokta bu ritimler. Melodikliği tek başına ayakta kalabilecek şekilde oluşturuyorlar, Klein’ın vokalini bastırmıyorlar, ritimciye fazla özgür olamayacağı kadar alan açıyorlar. Ee, daha ne olsun?

Albüm Klein’ın vokaline alışabilmenize olanak sağlayan Aeons Of Slumber’la açılıyor. A Distant Memory yukarıda anlatırken dahi korktuğum çiğlik ve Thrash kıyılarına kadar getiriyor sizi. Bir kadın ve bir erkek arasındaki diyaloga yer veren ve bu diyalog sayesinde de hızının ayarlanması daha da görkemli olmuşa benzeyen In Your Eyes, ayrılık sonrası buhranı iç kulağınıza çakmaya çalışıyor. Tanıdık bir riffle açılan, ilerledikçe de pek fazla karmaşık ve aksak bir hale bürünmeyen Reflections “Ben değiştim. Böylece her şey boka sardı. Hiçbir şey iyiye gitmeyecek” mottosuyla birlikte içinize umutsuzluk pompalıyor. Albümde en sevdiğim şarkılarından biri olma nedeni ise, albümün genelinde var olan vokal arkası ritimler, bu şarkıda çoğunlukla tek başına, çırılçıplak olarak görücüye çıkıyor. Clean vokal bezeli nakaratı da albümün geri kalanı için güç toplamanızı sağlıyor. Albümün yıldızı ise, şüphesiz ki, sözsüz olan Embracing Solitude. Dinlemeden ölmemeniz gerek bence, çünkü vokalin ne zaman gireceğini merak ettiğiniz albümün genelindeki nakarat yapısını aynen devam ettirmişler. Beklentiden ölürken, şarkı bitiyor ve kucağınıza nur topu gibi bir şaheser bırakıyor. Kesinlikle dinleyin.

Genel olarak; altyapılarının üzerine düşünülmüş, üretim aşamalarında gırla farklı yöntemin denendiğini anlayabildiğiniz albümler üreten bir grup olarak Decaying Days, çizgisini bozmayacağından emin olduğum gruplardan biri. “Fazla çeşitlilik barındırmıyorlar”, “Yeniliklere kapalılar” gibi yorumlar da okudum ama dinlerken ciğerimde hissettiğim 4-5 ritim beni benden aldıktan sonra, tüm bu yorumların köküne kibrit suyu. Alman gencoları dinleyin, dinletin. Odin yollarını açık etsin.

Beğenip beğenmediğiniz konusunda hiçbir fikrimiz yok...

O yüzden bu yazıya geri bildirim verebilir misiniz?

Ortalama oy: 0 / 5. Oy sayısı: 0

İlk defa oylanacağım...

Beğendiğinize sevindik...

Peki sizinle sosyal medyada da buluşmak istesek...

Tüh...

Beğenmeme nedeniniz öğrenebilir miyiz?

Dökün içinizi gitsin...