Kaputt, Malaparte’ın en bilindik eseri olmasının yanında ortaya çıkış biçimi olarak da oldukça önemli bir yerde durmaktadır. 1. Dünya Savaşına gönüllü olarak katılan Malaparte, daha sonra 2. Dünya savaşının başlaması ile birlikte stratejik amaçlarla Rusya’da savaşın içine gönderilmesiyle birlikte günlük olarak tuttuğu yazılarını bu romanda kitaplaştırmaktadır. Bu durum, Kaputt romanında tahmin edilenin aksine bir anlatı olmaktan oldukça uzaktır. Savaşın bütün kötülüğünü ve yozlaşmışlığını olağanüstü bir anlatımla ortaya koyan Malaparte, dönem hakkında politik ve psikolojik analizleri ile de bu romanda okurun belleğinde derin izler bırakmaktadır. Özellikle savaş durumundaki psikolojinin ve vahşetin, önüne herhangi bir perde koyulmadan direkt okurun önüne bırakıldığı bu kitap aynı zamanda anlatıcının da savaş psikolojisi ile dönüşümünü başarılı bir şekilde aktarmaktadır.

     Dönem üzerine yazılmış en keskin metinlerden birisi olan Kaputt romanında karşılaşacağımız durumlar sadece savaşın yıkıcılığı olmuyor. Savaşın beslendiği kaynakların nasıl pay edildiği ve bu paydan en çok kimlerin nemalandığını yine açıklıkla okura anlatılıyor. Anlatılan tüm bu olayların savaş durumundan ayrılması da romanda incelikle işleniyor ve bu durum okurun algısında savaş ve savaşın yaratıcıları arasındaki bağın kurulması açısından önemli bir nokta olarak göze çarpıyor.

    İnsan vicdanına da odaklanan bu kitap, gerek bulunduğu coğrafyadaki olayların hikayeleştirilmesi gerekse savaşın etkisi ile ötekileştirilen toplumun yeniden inşası sırasında yaşadığı bunalımın işlenme şekli açısından okura vicdani bir yoklama da yapmaktadır.

    Zaman algısının yerini genel bir toplum eleştirisine bıraktığı Kaputt romanında, bu toplumsal eleştiri medeniyetin oluşum aşamalarını da temelleriyle birlikte okurun önüne sermektedir. Yaşanılan yıkım ve karanlığın en ince ayrıntılarına kadar ustaca betimlendiğini de gördüğümüz Kaputt, savaş yıllarının getirdiği birikimin toplumsal belleğe nasıl işlendiğini açıkça ifade ediyor. Bunu gizlice değil de apaçık ortaya atmasıyla fark yaratan Kaputt’u en önemli dönem romanları arasına sokan temel unsurun da bu olduğunu söylemek abartılı olmayacaktır.

    Romanın ismine geldiğimiz zaman da, isim anlamı ‘’bozuk, mahvolmuş, kırık’’ karşılığına çıkmaktadır. Bu da elimizdeki kitabın okura anlatmak istediklerine ışık tutmaktadır.