Bilinen adı ile Charles Bukowski ya da Henry Chinaski, kendisi Henry Miller’ın sonraki nesli olarak görülebilecek bir yazar, işçi, şair, ayyaş ve sapık… Her ne kadar edebiyatından ve tarzından dolayı bolca eleştirilse de, bu durum yeraltı edebiyatının önemli bir ismi olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Onun hakkında göz ardı edilen en önemli şey ise şahsının edebiyatından fazlasını temsil ediyor oluşudur. Zira kendisi bir kesim tarafından edebi anlamda başarılı bulunmamasına rağmen “sisteme” karşı olan tutumu ile bir örnek niteliği taşımaktadır.

Uzak durduğu şeyler eğitim ve kendini geliştirmekten ziyade kendisine mantıksız kuralları dayatan okul ve komik normları dayatan toplum olmuştur. Kendisinin topluma, insanlara karşı olan tutumunda ise toplumun etkisinin olduğunu inkar etmek pek mantıklı değildir. Toplum düşmanı bir izlenim yaratmasının erken dönemlerdeki nedeni toplum tarafından gördüğü muamele iken daha sonraki dönemlerde bunun prim yaptığını fark etmesi ve bu durumu kendi çıkarı uğruna kullanabileceğini fark etmesi olmuştur. Bu durumdan ise “Bluebird” adlı şiirinde bahseder.

Charles Bukowski – Factotum

Genelde insanlar bir şekilde, kendilerini sezdiklerinden anti-kahramanlara sempati güderler. Hayatın gerçekleri toplumun inançlarına aykırıdır ve bu yüzden aykırılıklar hoş görülmelidirler. Bukowski de bu hoşgörüyü hak eden insanlardandır. Aykırı kişiliği ile ilgi ve sempati toplamış, “Factotum”(2005),  “Barfly”(1987), “Storie Di Ordinaria Follia”(1981) gibi çeşitli filmlere de konu olmuştur.

Şu ana kadar her ne kadar spesifik olarak eserden değil de yazarından bahsedilmiş olsa da yazının esas konusu, bir film uyarlaması da mevcut olan Factotum adlı eserdir. İnsanların eserde sadece Bukowski’nin kadın yahut alkol düşkünlüğünü anlattığını düşünmelerinin nedeni ise bazı insanların dikkatini, sistemin fiyaskoluğundan ziyade toplumsal normlara aykırı olanın cinsellik ve alkolizmin çekmesi olabilir. Ancak şahsının hayatı durum gereği böyledir ve bu da bayat olanın yazar değil, hayat olduğunu gösterir. Zira eserde yer alanlar yazarın hayatının parçalarıdır ve yazar bunları dikkat çekmek için değil olduğu için anlatır. Kitapta geçen Henry Chinaski, Bukowski’nin kendini yansıttığı bir karakterdir ve birçok eserinde bu karakteri kullanır. Kitap esasen Henry Chinaski’nin hayatının bir bölümü ve yaptığı işler üzerine kuruludur. Kendisi kariyer odaklı bir hayat kurmak yerine gerektiğinde para kazanmak üzere her türlü işi yaparak yaşamaktadır. Sistemin insanlara meslekleri ile dayattığı kimlikten de bu şekilde sıyrılır. Kitabın adı da zaten her türlü işi yapmasından gelir.

Kullanılan dilin ise her zamanki gibi, tarzından kaynaklı olarak, yalın olduğu söylenebilir. Bukowski her ne kadar bir şair olsa da kitaplarında şiirsellik olduğunu söylemek hata olur. Yazdıkları daha çok durum hikayeleri ile benzerlik gösterir. Ancak dönemin şartlarını, yaşadığı hayatı ve Bukowski’yi tanımak istiyorsak kullanılan dilin yalın ve anlaşılır olması da elbette bize kolaylık sağlayacaktır. Gelgelelim dilin yalınlığı da eleştirilen başka bir yöndür. Kendisinin popülerleşmiş olması, popüler kültürden ibaret olarak algılanmasına ve yerilmesine sebep olmuştur.

“Factotum”, “Ekmek Arası” ile “Kadınlar” arasındaki bir dönemde Bukowski’nin hayatını anlatan bir eser olarak ele alınabilir. Son olarak iyi bir yazar olup olmadığı sorusuna genellikle olumsuz yanıtlar verilse de kendisi, hiç olmazsa aykırılığından ötürü önemli bir karakterdir.

Beğenip beğenmediğiniz konusunda hiçbir fikrimiz yok...

O yüzden bu yazıya geri bildirim verebilir misiniz?

Ortalama oy: 0 / 5. Oy sayısı: 0

İlk defa oylanacağım...

Beğendiğinize sevindik...

Peki sizinle sosyal medyada da buluşmak istesek...

Tüh...

Beğenmeme nedeniniz öğrenebilir miyiz?

Dökün içinizi gitsin...