Bilim kurgu dizileri son zamanlarda gittikçe daha fazla ses getirmeye başlıyor. Bunların başında ise Westworld geliyor. Sezonluk 100 milyon dolar gibi büyük bir bütçeyle çekilen, konusu ve oyuncu kadrosuyla heyecanlandıran bir dizi. Sahneler çok kaliteli. Müziği ise dizideki en çok sevdiğim unsurlardan biri olabilir. Durum böyle iken, bir bilim kurgu dizisinde nasıl bir felsefeden söz edebiliriz?

Öncelikle diziyi izlemeyenler için spoiler vermemeye çalışarak küçük bir açıklamaya girişelim. Dizi muhtemelen ileri bir zamanda geçiyor. Gelişmiş bir teknoloji ve insana tıpatıp benzeyen, konuşmalarıyla, davranışlarıyla ve hatta doğaçlama yetenekleriyle gerçek bir insandan ayırt edemeyeceğiniz robotlar üretiliyor. Bu robotlar, Park adı verilen yerde kendilerine verilen bir hikayeyle yaşamaya başlıyorlar ve zengin insanlar, para verip bu parkta yaşayabiliyorlar. Tabi robotlar, dizide ‘ev sahibi’ olarak geçiyorlar, bu zengin misafirlere kalıcı zarar verememeye proglamlanıyorlar. Böylece misafirlere kuralsız, limitsiz, istedikleri gibi yaşayabilecekleri ki çoğu zaman şiddet ve seks dolu bir yaşam vadediyorlar.

Filmin genel anlamda konusu bu şekilde. Şimdi, yazımızın asıl konusu olan, dizinin felsefesine girişelim. Bu bölümde, diziyi izlemeyen okurlarımız için küçük ipuçları bulunabilir, ancak kesin bir spoiler vermemeye çalışacağım. Tercih sizin…

Bir robot yaptığınızı düşünün. Konuşmalarını, davranışlarını, hareketlerini, kısacası her şeyini programlıyorsunuz. Sizin programınızın dışına çıkmayan bir robot ortaya çıkıyor. Hatırlama özelliği ekliyorsunuz. Eskide yaşamış olduklarını hatırlayıp zihninde canlandırabiliyor ve bunlardan ders çıkarabiliyor. Sonrasında doğaçlama özelliğini de ekliyorsunuz. Sizin yazdığınız programa sıkı sıkıya bağlı kalmadan, kendi tercihleriymiş gibi görünen cümleler kurabiliyorlar. Ama tabi ki her şey, sizin istediğiniz sınırlarda. Ve en sonunda: “bilinç.” Bu robotun bilince sahip olup olmadığını nasıl anlayabilirsiniz? Bu noktada bir psikoloji deneyinden bahsetmek istiyorum hızlıca. Birçok türden hayvanı aynanın karşısına geçiriyorlar. Köpek gibi bazı hayvanlar, aynada gördüğü yansımasını başka bir köpek zannederek havlamaya başlıyorlar. Ancak bu kokmayan, doğru dürüst davranmayan yansımaya ilgilerini kaybediyorlar en sonunda. Tüm hayvanların yüzüne ufak bir kırmızı çizgi çekildiğinde köpekler ve diğer bazı hayvanlar bunun farkında olmuyorlar, eski davranışlarını sürdürüyorlar. Ancak maymun, fil gibi bazı hayvanlar bu kırmızı değişikliği fark edip oraya dokunarak bunu temizlemeye çalışıyorlar. Yani bu hayvanlar, kendilerini biliyorlar ve kendilerinin farkındalar. Robotlar için de aynı şey geçerli. Kendilerinin farkında olmak, bir bilince sahip oldukları anlamına gelir. 3. bölümde bir karakterin “Kim olduğumu öğrendiğimde, özgürleşeceğim.” demesi de bu durumu özetliyor.

Bir diğer konu ise, kendilerinin farkında olan yani bir bilince sahip olan bu robotların varoluşsal problemleriyle insanların varoluşsal problemlerinin benzerliği. İnsan kendinin farkındadır. Ancak zaman geçtikçe daha derin bir farkındalığa ihtiyaç duyar, daha derin soruların cevaplanması lazımdır. Mesela “Ben iyi miyim, kötü mü?” sorusu. Bunun cevabını ararız, geçmişte yaptığımız iyi ve kötü şeyleri düşünürüz. “Nasıl yaratıldım?” ve daha önemlisi “Beni kim yarattı?” sorusu ve yaratanla tanışma isteği. Sözün kısası, insanın yaşadığı varoluşsal sorunlar, robotlara uyarlanmış haliyle dizide karşımıza çıkıyor.

Son olarak, ortaya çıkan bu bilinçli, insan gibi doğaçlama yeteneği olabilen ve yine insan gibi hatıraları olan robotu insan yerine koyabilir miyiz? Ona işkence etsek, acı çekişinin bir değeri olabilir mi? Ya da öldürsek, onun için bu bir kayıp mıdır? İyi yaşatıp mutlu etsek, yüzündeki gülümseme, bir canlınınki kadar gerçek midir? Bizi, onlardan ayıran nedir? Bu sorular da dizide yanıtları aranan sorulardan bazıları.

Hala izlemeyenler varsa Westworld, başlanıp bir çırpıda bitirilesi bir dizi. Her bölümü bir film gibi. Anlamsız, salt hayal gücünden oluşan bir bilim kurgu değil, belki bir gün gerçekleşebilecek olan, içinde hayata ve insan doğasına dair sorunları barındıran ve insanı sorgulamaya iten bir dizi. Bu bakımdan kesinlikle saygıdeğer. Henüz ilk sezonu yayınlandı, on bölümden oluşuyor. İkinci sezonun onayını aldı ve 2018 gibi çıkması bekleniyor. Modern çağın nimetlerinden yararlanmak lazım. Bunun gibi diziler her zaman çıkmaz.