*Her an her türlü “spoiler”ı içerebilir, bilginize…

Çizgi roman, “bir” Joker’i anlatıyor. Bunu ise geçmişe ve şu ana dönerek, “flashback”ler ile yapıyor. Ancak Joker’in belirli “bir” geçmişi yok. Bunu zorunlu kılan durum ise düzeni ve ona dayalı olan aklı, geçmişin mümkün kıldığı mantığı reddediyor olması.  Her ne kadar zeki ve pratik olsa dahi kesinlikle mantığa ve düzenin kaynağı olarak adlandırılan haliyle “akla” sahip değil. Fakat “normal” insanların yapacağı üzere, en azından anlamaksızın, bunu olumsuz bir özellik olarak görmemek gerekir.

Kaos, inandığı tek gerçek uğruna, sabit değerlerinden kurtulup değişken değerler ile bir amaca hizmet ederek yaşamaya karar veriyor yahut koşullar bunu gerektiriyor. Kaos her şeyini kaybetmesine sebep olmuş olsa da, gene ondan başka inanabileceği ve değer atfedebileceği bir şey bulamıyor.

Joker’in tezi kaosu, oluşturdukları düzenin yıkılmasını, kendi deyimi ile “kötü bir günü” tadan her insanın, birer geçmişe sahip olarak ellerinde tuttukları mantığı yitirecekleri üzerine. Bunu kanıtlamak için ise kendini bir elçi, bir ideanın tezahürü, bir fikir olarak niteliyor ve düzeni bozmak, insanları kaosa maruz bırakmak ve tezini kanıtlamak için “suç” işliyor. Onu diğer suçlulardan ayıran da budur zaten.

Bir de bunun Batman yüzü var tabii ki. Joker’in tezinin yanlış olduğunu düşünüyor ve o da bunu kanıtlamaya çalışıyor. Yani ikisi de “kötü bir günün” ardından kendilerini bir fikre adamışlar ve bu yüzden “o kadar da” farklı değiller. İkisi de topluma uyum sağlamadıkları için toplum gözünde pek bir değerleri yok. Sadece Batman’in çıkarları toplumunkiler ile bir nebze örtüşüyor. Birbirlerini anlıyorlar ancak farklı düşünüyorlar ve bu düşünce farklılığı, kendilerini düşünceleri ile tanımlayan karakterler oldukları için aralarındaki savaşı zorunlu kılıyor. Bu da Joker’in komik bulduğu ve güldüğü şeylerden biri elbette.

Çizgi romanın sonunda ise bu kahkahalara Batman’in de eşlik ettiği görülüyor. Olay örgüsünün ise “pek” bir önemi yok. İfade edilemeyecek kadar çok durum ve ihtimal mevcut, bunlardan sadece biri sunuluyor. Joker her zaman aynı şeyi amaçlar ve bu uğurda farklı yollara gider. Gittiği yollar pek çok yerde işlenir ancak geldiği yol, geçmişi reddetmesi gerektiği için pek ele alınmaz. Bu çizgi romanın son sözünde Brian tarafından bunun Joker’in olası bir geçmişi olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilir; “Bunu da Joker’in hastalıklı beynindeki muhtemel birçok hikayeden sadece bir tanesinin dışa vurumu olarak görüyorum.”

Geçmişe dair sunulan hikayede Joker hamile bir karısı olan, başarısız bir komedyendir. Paraya ihtiyacı olduğu için planlarında eskiden çalıştığı bir fabrikayı da barındıran bir suça dahil olur ancak planın gerçekleşeceği gün karısını evde gerçekleşen bir kazada kaybeder. Ortakları ise Joker’i tehdit ederek plandan vazgeçmesine izin vermezler. Suç işlemesine sebep olan değerleri yitirmesine rağmen ortak olmak zorunda kalır. Anlamsız, riskli ve zorunlu bir eylem. Zorlayacak olursak yaşamak da böyle tanımlanabilir, bir açıdan. Plan sırasında aksilikler çıkar, Batman Joker’in kimyasal bir tanka atlamasına sebep olur ve böylece kendini “kaosun elçisi” olarak tanımlayacak bir Joker karakteri oluşur. Fakat dediğim gibi aslında olayların bir önemi yok, önemli olan durumdur. Sabit değerlerini yitiren insanın intihar edeceği, bunun zorunlu olduğu düşünülebilir ancak herhangi bir şekilde değerler mevcut olduğu sürece devamlılık ve değişim mümkündür.

“Şu anda” Joker’in gittiği yol, deliliğinin kendine özgü olmadığını kanıtlamaya çalıştığı kişi ise “Gordon”. Bunu kendi tarzı ile aldığı ve düzenlediği bir “eğlence” parkında, korku tünelindeki trene bindirip kızının çıplak ve yaralı fotoğraflarını sergileyerek yapıyor. Ancak onu gezi sonrasında bir kafese kapattıktan sonra ve Batman müdahale etmeye geldiğinde, Gordon hala işin “kitabına göre” yapılmasını istediğini söyleyerek, Joker’in amacına ulaşamadığını gösteriyor. Fakat “bence” buradan Joker’in tezinin yanlış olduğundan ziyade yönteminin yetersiz olduğu ve başarısızlığının buradan kaynaklandığı sonucuna ulaşılmalıdır. Daha “insancıl”, bir anlamda “hümanist” olmak, insanların “iyi” olduğunu düşünmek isterseniz de her insanın Joker yahut Batman’in yaptığı üzere delirmeyeceğini, Gordon’ın da bunu kanıtladığını söyleyebilirsiniz elbette.

“Kötü bir gün” ister Batman olsun ister Joker, bir insanın insan olarak tanımlanmasını mümkün kılan özelliklerini köreltip onları bir fikrin temsilcilerine çevirebilir. Ancak bunlar kurgusal karakterler… Gene de, belki kötü bir gün yaşandığında, gerçek olarak nitelendirilen geçmişten kurtulup belki “kısmen” başka bir şey olunabilir. 🙂

Ek: Sonunda Joker ile Batman’in durumu muallaktır. Brian Bolland son sözde; “Başkahramanımız yağmur altında anlatılan fıkraya gülerken, polis ışıkları kahramanın ayakları altındaki kirli su birikintisine yansır. Batman’in eli uzanır ve…” diyerek keser. Batman ya Joker’i polislerin önünde öldürerek deliliğini kabul etmiş ve Joker’in tezini olumlamıştır ya da Joker’i tekrar polislere teslim ederek taviz vermemiştir. En azından benim aklıma başka bir ihtimal gelmiyor fakat öyle ya da böyle, buradan sonra ne olduğunu pek de bir önemi olduğunu sanmıyorum.

Ek-2: Çizgi romanın bir de çizgi film uyarlaması var ancak konudan fazla uzaklaşıldığını ve tutarsızlık barındırdığını gözlemlediğim için çizgi romanın yanında başarısız buluyorum, meraklıları gene de göz atabilir. (Batman: The Killing Joke – 2016 – Sam Liu)

Beğenip beğenmediğiniz konusunda hiçbir fikrimiz yok...

O yüzden bu yazıya geri bildirim verebilir misiniz?

Ortalama oy: 0 / 5. Oy sayısı: 0

İlk defa oylanacağım...

Beğendiğinize sevindik...

Peki sizinle sosyal medyada da buluşmak istesek...

Tüh...

Beğenmeme nedeniniz öğrenebilir miyiz?

Dökün içinizi gitsin...